logo ms
Ana Sayfa Gündem 24 Kasım 2020 106 Görüntüleme

ÇOCUKLAR VE EN VAZGEÇİLMEZLERİ: H-A-K-L-A-R-I

Çocuk olmak dünyanın en güzel, en muhteşem duygusu… Çocukluğunu ve çocukluğuna dair her anı hafıza defterinde gizli veya açıktan saklayan tek yaratılmış olmak, insana verilebilecek en güzel hediyelerden sadece birisidir. Düşünün ki bizler de şimdi sevgi dolu gözlerle bakıp, mis gibi kokularını içine çektiğimiz çocuklarımız gibiydik o yollardan geçerek bugünlere geldik. Tüm insanlığın ortak yaşam kesitidir çocukluk. Eskiden çocuk olmak kimilerine göre imkânsızlıklarla dolu bir hayat denizinde yüzme bilmeden kulaç atmak gibiyken, kimilerine göre içinde bulunduğumuz zamana kıyasla daha güzel ve mutlu anılarla geçen en güzel yıllar olarak çıkar anı defterinden. Dünyanın neresine giderseniz çocuk olmak en güzel andır hayatta. Eeee bu kadar güzel anları yaşayanların da en iyi şekilde yaşaması ve korunması da kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bu sebepten olsa gerek tüm dünyayı kapsayan bir sözleşmeyle çocukluk koruma altına alınmıştır.
Dünya çocuk hakları sözleşmesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenerek 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dâhil olmak üzere 196 ülkenin taraf olduğu sözleşme en fazla ülkenin onayladığı insan hakları belgesidir. Sözleşmeye göre 0-18 yaş aralığında ki tüm bireyler çocuk sayılmaktadır.
Sözleşme, çocuklara yönelik tutum ve davranışlara ilişkin evrensel standartları derleyip, tek bir hukuki metinde toplayan ve bağlayıcı olan ilk belge olma özelliğini taşımaktadır. Yaşam, sağlık ve eğitim alanlarında gözetilecek standartları belirlemenin yanı sıra bu sözleşme, evde ya da iş yerinde, savaş sırasında ya da iç çatışma dönemlerinde, fiziksel ve cinsel nitelikte olanlarda dâhil olmak üzere, şiddet ve istismara karşı çocuklara açık bir koruma getirmeyi amaçlanmaktadır.
https://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/Documents/cocuk_haklari.pdf
Türkiye’de çocuk hukuku ile ilgili gelişmelerin başlangıcı 19yüzyıldır. Bu alandaki önemli gelişmeler gerçek anlamda Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Diğer hukuk sistemlerinin aksine Türk Hukuk Sisteminde çocukların korunmasına ait kurallar, esasları bakımından, doğrudan doğuya kanunlarla da desteklenmiştir.
https://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/Documents/cocuk_haklari.pdf
Baktığımızda millet olarak aslında yine ne kadar eskiye dayanan bir çocuk sevgisi ve çocukları koruma kültürüne sahip olduğumuzu görebiliyoruz. Bizler hala da çocukları hep ayrı bir yerde tutan ve her zaman çocukların ayrıcalıklı olduğunu düşünen bir millet olarak ta bu kültürümüzü kaybetmeden yaşatmayı başarabiliriz umarım.
Umarım diyorum çünkü ülkemizdeki bazı kesitler beni endişelendirmiyor değil;
En basiti; çocukların yaşını ve gelişim özelliğini unutmuşçasına bir koşuşturmaca bir hengâme var ebeveynlerde anlam veremediğim. Çocuklar okuldan çıkıp, kursa, kurstan çıkıp özel derslere habire bir uğraşın içinde. Olmalı tabi ama dedim ya yaşına göre beklentilerimiz olmalı. En büyük işleri olan oyun hakları yine en çok sevenleri, ebeveynleri tarafından elinden alınan mutsuz çocuklar çoğaltmaya başladık geleceğe.
Diğer taraftan yediği önünde yemediği arkasında olan ama önündekini bile beğenmeyip yemeyen çocuklarımız ve diğer tarafta çöpten annesiyle birlikte gece yarısı yemek toplayan çocuklarımız… Gardıropları tıka basa dolu ama yinede bir türlü kıyafet beğenmeyen çocuklarımız, sokağa çıkarken sarıp sarmaladığımız ama giyecek bir tane dahi ayakkabısı olmayıp ta terlikle yalın ayak gezerek çalışmak zorunda olan çocuklarımız…
Gözümüzden sakındığımız, saçının teline dahi kıyamadığımız evlatlarımız diğer tarafta kötü niyetli insanların/örgütlerin kötü emellerine kurban edilen yavrucaklar…
Bir çocuğun en sıkı koruyucusudur anne-babası,çocuk değerini evinde anlar evinde bulur. Gözlerinin içine bakarak cümlesinin sonuna kadar dinlediğimiz evlatlarımız, diğer tarafta anne babasının sürekli susturarak duygularını dahi dile getiremeyen gizli gizli gözyaşı döken kuzucuklar..
Saymakla bitmeyecek kadar çok örnek var maalesef. Bu nedenle bizlere çok fazla sorumluluk düşüyor, anne-baba ve eğitimciler olarak hatta tüm toplum olarak; Toplumun yapı taşı, mutlu yarınların en büyük teminatı, ülkenin yöneticileri, üreticileri kısacası GELECEĞİMİZ olan en kıymetlilerimizi, çocuklarımızı, bütün çocukları korumayı, kollamayı görev bilen yetişkinler olmalıyız. Vakit geleceğimizi sağlam taşlarla inşa etme vaktidir.
Tüm çocuklar kıymetli, hepsi çok özel ve sevilmeyi hak ediyor.
En güzel yarınların temellerini hep birlikte, el ele sevgi ve sabırla örebilmek dileğiyle…

Tema Tasarım | Osgaka.com