logo ms
Ana Sayfa Haber 26 Ocak 2021 79 Görüntüleme

Bir Kozlarlı’nın CERN’e Uzanan Başarı Öyküsü

HAKKI HABİP KARAMAN İLE SÖYLEŞİ

Hemşerimiz Hakkı Habip Karaman’la, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezine (CERN) kabul edilmesinin ardından, sosyal medyadan kendisine ulaşarak bir söyleşi gerçekleştirdik. Azmi ve başarısıyla ülkemiz ve ilçemiz Mut’un gurur kaynağı olan Hakkı H. Karaman’ın, Mut’un Kozlar Yaylasından Dünya’nın en önemli araştırma merkezi olan CERN’e uzanan başarı öyküsünü söyleşimizde bulabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz.

Sevgili Hakkı öncelikle söyleşi isteğimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’e kabulün duyulunca herkes seni merak etti. Kimsin, kimlerdensin rica etsem kendini okurlarımıza tanıtır mısın?
Hakkı Karaman: Elbette, 1987 Mut doğumluyum, Kozlarlıyım. Size Mut’tan CERN’e (Avrupa Çekirdeksel Araştırma Merkezi) uzanan maceramı anlatayım. Babam elektrik yüksek mühendisi ve Mersin eski il genel meclis üyesi Abdurrahman Karaman, annem resim ile çok ilgili bir ev hanımı Hacer Karaman, tek kardeşim olan sevgili ablam Burcu Karaman Demir ise siyasal bilgiler fakültesi mezunudur.
Mut’un ilk belediye başkanı olan ve 1863 yılında Mut’umuzun merkezi Karacaoğlan Çınaraltı Parkı’nın dört yüce çınarını diken Hacı Abdullah Efendi dedemin dedesi olmaktadır. Eğitime önem veren aydın bir aile geleneğinden geliyorum, amcalarım ve babam 40’lı-50’li yıllarda Türkiye’deki zamanın en iyi teknik üniversitesi İTÜ’nün giriş sınavını kazanan ilk Mutlulardır. Ayrıca, babam devlet bursu ile Avrupa’ya gönderilen ilk Mutludur, Fransa’da mühendislik eğitimi almıştır.

Çocukluğun nasıl geçti?
Hakkı Karaman: Gözlem yapmayı, olaylar arasında bağlantı kurmayı, yaşadığımız dünyayı ve evreni anlamaya çalışmayı çok seven, çok meraklı bir çocuktum. Yaylamız Kozlar’da fosil toplar, boynumda dürbünle Mavga Kalesini ve Dazgır’ı bıkmadan usanmadan izler, elimde kocaman bir mercekle karınca ve böcekleri inceler, sürüsel davranışlarını anlamaya çalışır, civan suyunun ne zaman girdap yaptığını merak eder ve mıknatıslarla kendimce deneyler yapardım. Sorduğum sorulara bilimsel yanıtlar verecek yakınları olan, soru sorması teşvik edilen şanslı bir çocuktum.

Çocukluğun, okul yaşamın Mut’ta mı geçti?
Hakkı Karaman: Benim ilkokula başlamama kadar Mut’ta yaşadık. Sonrasında babamın T. C. Büyükelçiliği’nin Kırgızistan ilk Kültür Müşaviri olması ile Bişkek’e taşındık. Okula eğitim dili Rusça olan bir okulda başladım, ilk öğrendiğim alfabe Kiril alfabesidir.

Zor olmadı mı?
Hakkı Karaman: İlk başta zorlansam da, küçük çocuk olmanın avantajıyla çok çabuk uyum sağladım, hem Rusça hem de Kırgızca’yı kısa sürede aksansız konuşmaya başladım. Sınıf arkadaşlarımın Kırgız, Rus, Özbek, Tatar, Uygur gibi farklı kökenlerden olması benim küçük yaşta kültürlere ve dillere meraklı, açık fikirli olmama ve olayları farklı bakış açılarından görebilmeme zemin hazırladı.

Derslerinle aran nasıldı peki?
Hakkı Karaman: Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen ertesi olması sebebi ile çok yönlü çocuk yetiştirmeye yönelik eğitim hem matematikte, hem de resim, müzik gibi güzel sanatlar açısından çok gelişmişti. Derslere branş öğretmenleri giriyordu ve doksanlı yılların başı olmasına rağmen bilgisayar dersimiz bile vardı. 2 yılda daha sonra ilkokulda kullanacağım matematiğin çoğunu, natürmort resim yapmasını ve piyano çalmasını öğrenmiştim. Ayrıca, Bişkek Operasında, dönemin Kırgız Cumhurbaşkanın da katıldığı bir müzikalde çocuk başrolü olan yeni yılı canlandırmıştım.

Kırgızistan’da ne kadar yaşadın?
Hakkı Karaman: 2 yıl Kırgızistan’da yaşadıktan sonra annemin memleketi Adana’ya döndük, ben de eğitimime Atatürk İlköğretim Okulu’nda devam ettim. İlk başta Latin alfabesi ile akıcı okuyup yazamadığım için 1. sınıftan başlamamı istediler ama ailemin çabaları sonucu sene kaybetmeden 3. sınıftan devam ettim. Okulda matematik ve fen derslerinde üstün başarı göstermenin yanında evde zamanın yeniliklerinden kablolu yayın sayesinde belgesel kanalları ile tanıştım. Her gün başta kozmoloji (evren bilimi) ve paleontoloji (fosil bilimi) olmak üzere çeşitli konularda saatlerce belgesel izlerdim ve TUBİTAK Bilim ve Teknik gibi dergiler ve popüler bilim kitapları okumaya başladım.
Okulu birincilikle bitirdikten sonra Türkiye’nin o zamanki üniversite giriş sınavlarında en başarılı ikinci lisesi olan Adana Fen Lisesi’ni kazandım. Burda, çalışma disiplini kazanmanın yanında, TUBİTAK’ın düzenlediği Ulusal Fizik ve Matematik olimpiyatları ile ilgilendim. 24 kişilik sınıfımızdan benimle beraber 10 kişinin ilk 1000’e girdiği üniversite giriş sınavında matematik, geometri, fizik ve kimyada bütün soruları doğru yaparak; ablamın Atatürk Enstitüsü’nde master yapmakta olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nin Makina Mühendisliğini tercih ettim.

Boğaziçi Üniversitesi seçkin bir üniversite, oradaki ilgi alanların daha çok nelerdi?
Hakkı Karaman: Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği’ndeki ilk yılımın ardından matematik derslerindeki yoğun ilgimden ötürü matematik ile çift anadal yapmaya başladım. Aynı anda iki bölümü okumak için her dönem fazladan dersler aldım ve yaz okulunda üstten dersler aldım. Yoğun tempoya alıştıktan sonra, aynı anda üçüncü bölüm olarak fizik de okuma isteğim, fizik bölümü ve fakülteler bazında kabul edilse de, yönetmelikte böyle bir şey tanımlanmadığı gerekçesiyle Üniversite Yönetim Kurulu tarafından maalesef geri çevrildi.

Peki biraz da stajların ve ders dışı aktivitelerinden bahsedelim.
Hakkı Karaman: Mercedes-Benz’de ve Arçelik’te üretim ve ar-ge stajları yapmamın önünü açan, başarı bursu aldığım, gönüllü olarak makina mühendisliği bölümünde araştırmalara katıldığım ve matematik bölümünde öğrenci asistanlığı yaptığım Boğaziçi Üniversitesi’nin güzel ve özgür sosyo-kültürel ortamında kendimi dersler dışında da birçok alanda geliştirme şansı yakaladım. Mesela, TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın Boğaziçi Üniversitesi temsilciliğini yaptım; bilim, satranç ve dans kulüplerinde aktiftim, heykel yapma, keman çalma, yoga ve tenisle de burada tanıştım.

Avrupa yolculuğun nasıl başladı?
Hakkı Karaman: Erasmus öğrenci değişimi programı ile İsveç’in en iyi ve Avrupa’nın sayılı teknik üniversitelerinden KTH’de bir dönem okudum. Bu dönemde farklı bir coğrafya, sosyo-kültürel yapı, dil ve eğitim sistemini deneyimlemenin ötesinde dünyanın her yerinden gelen başka öğrencilerle arkadaş oldum ve gezme tutkumu keşfederek on Avrupa ülkesini bir öğrenci olarak ucuz yollardan gezme şansım oldu. Sonrasında, Boğaziçi’nde son dönemimi tamamlayıp makina mühendisliği ve matematik bölümlerinden 2010 yılında onur derecesi ile mezun oldum.

Mezuniyetten sonra bir de master yolculuğun var değil mi?
Hakkı Karaman: Evet. Master için Fransa’nın en prestijli, dünyaca meşhur teknik üniversitesi ve ayrıca matematik, mekanik, fizik ve kimya kitaplarında ismini öğrendiğim en önde gelen bilim insanlarının tamamına yakınının okuduğu ve araştırma yaptığı Ecole Polytechnique’te, o yıl toplam 300 master öğrencisi içerisinde sadece 9’una verilmiş olan mükemmellik bursu ile Akışkanlar Mekaniği mastırına kabul edildim.

Farklı bir ülke farklı bir eğitim, zorlanmadın mı?
Hakkı Karaman: Buradaki derslerin zorluğu ve yoğunluğu alışık olduğumun çok daha üzerindeydi. Alanda kitapları olan, çok kısa zamanda çok yoğun bilgi bombardımanına tutan araştırmacıları anlayabilmek için kütüphanelerden alabileceğim maksimum kitap hakkımı hep kullandım ve yılmadan çalıştım. Hidrodinamik Laboratuvarı’nda master tezimi yapıp, masterimi onur derecesi ve üzerine ismimin yazıldığı bir madalya ile tamamladım ve o yıl mezun olan tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bayrağımızın Polytechnique’te dalgalanmasını sağladım.

Gurur verici tabi. Paris’te yaşamak nasıldı senin için?
Hakkı Karaman: Bilim, felsefe, sanat, edebiyat ve siyasi akımlar gibi birçok alanda bütün insanlığı etkilemiş birçok düşüncenin doğduğu yer olan Paris’te yaşamak ve dünyanın her yerinden gelen insanlarla etkileşmek de benim için eşsiz bir deneyimdi.

2012’den beri yaşadığın İsviçre’deki eğitim ve araştırma hayatından bize bahseder misin?
Hakkı Karaman: Doktoraya Avrupa kıtasının en iyi ve dünyanın dördüncü en iyi teknik üniversitesi olan, Einstein’ın da bir zamanlar profesörü olduğu, İsviçre’deki ETH Zürich’te dünya genelinde 150 başvuru içerisinden kabul edildim. İsviçre Ulusal Bilim Vakfı bursu aldim ve Dalga Yayılımı Laboratuvarı’nda araştırma görevlisi olarak çalıştım. Laboratuvarda uyuyup çalışmaya devam ettiğim zamanlarımın da oldugu yoğun araştırmalar sonucunda, alandaki yılın en iyi bilimsel yayını ödülünü de alan birçok bilimsel yayına imza attık.
Geçtiğimiz 5 yılda ise, dronlar ve kendi geliştirdiğimiz ultra yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ile nokta bulutlarından şehirlerin 3 boyutlu haritalarını ve dijital ikizlerini oluşturan İsviçreli bir yüksek teknoloji girişim firmasında (high tech startup) ar-ge makina mühendisi ve uygulamalı matematikçi olarak çalıştım. Çalışırken yine ETH Zürich’te mimarlık alanında, işimde yardımcı olacak 2. mastırımı da yaptım.

Bize yeni çalışmaya başladığın CERN’den bahseder misin?
Hakkı Karaman: CERN, insanlığın en büyük bilimsel deneyi, atomaltı parçacıkların yerin 175 metre altında 27 km’lik dairesel parçacık hızlandırıcısıyla ışık hızına yakın hızlara çıkarılıp çarpıştırıldığı, dünyanın her yerinden, fizikçilerin ve mühendislerin evrenin temel yapısını araştırdığı, İsviçre’nin Fransa sınırındaki uluslararası bir kurumdur. CERN, maddenin temel yapıtaşlarını, antimaddeyi, karanlık maddeyi ve büyük patlamayı incelemeyi de kapsayan o kadar enteresan ve sıradışı deneylere sahiptir ki, bazen kendinizi başka bir gezegende gibi hissedebilmenize rağmen hayatımızda olan birçok icat da burda yapılmıştır. Mesela, 1989 yılında internetin (www – World Wide Web) ve ayrıca tıpta da kullanılan 3 boyutlu renkli X-ray’in de icat edildiği yerdir CERN.

Çok enteresan. Peki senin çalıştığın proje CERN’deki bu araştırmaların neresinde? Nasıl bir his CERN’de çalışıyor olmak?
Hakkı Karaman: Ben, ATLAS deneyi devasa dedektörlerinin yeni nesil soğutma sistemi ile ilgili bir projede araştırma & geliştirme makina mühendisi olarak çalışmaya başladım. Burada geliştirilmekte olan bu soğutma teknolojisi daha önce uzayda, uydularda kullanılmış. Yüksek hızlı kamera resimlerinde yapay zeka kullanarak -30⁰C’deki iki fazlı karbondioksitin dikey borularda akışının karakteristiğini anlamaya çalışıyoruz, daha önce yapılmamış bir araştırmayı yapmak heyecan verici, bu teknoloji etkili, çevre dostu ve ilerde bir çok farklı alanda da kullanılabilir.

Bütün bu bilimsel ve teknolojik araştırmaların dışında neler yapıyorsun?
Hakkı Karaman: Tutkulu bir gezginim. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Küba’dan, Peru’ya, Vietnam’dan, Kore’ye kadar yaklaşık 50 ülkeyi gezme şansım oldu. Kuzey Kutup Dairesi’nden, Ekvator’a ve Güney Yarım Küre’ye; Amazon Yağmur Ormanları’ndan Sibirya’ya kadar çok farklı coğrafyaları, iklimleri, halkların kültür, dil ve tarihlerini, üretim ve yaşam şekillerini yakından tanıma şansım oldu.
Yaşadığım yerlerin dillerini de öğrendiğim için konuştuğum dil sayısı 8’i buldu. Ayrıca, Latin dansları ile çok ilgiliyim, Havana Yüksek Sanat Enstitüsü’nden (ISA) Küba salsası sertifikam var, Küba ve Kolombiya da dahil birçok ülkede salsa festivallerine katıldım. Gezilerimde çok enteresan anılar biriktirdim, Küba Devrimi’nin efsanevi lideri Fidel Castro öldüğünde tesadüfen Havana’da olduğum için bütün bir halkın nasıl yetim kalmış yasına büründüğünü kendi gözlerimle gördüm. Sibirya’da Tengri yani Gök Tanrı’ya inananların, Kore’de Budistlerin, Vietnam’da Konfüçyüsçülerin ayinlerini izleme şansım oldu. Tayland’ta fillerle de yüzdüm, Brezilya Amazon Ormanları’nda pirana da avladım, on yıllarca özgürlük mücadelesi veren Vietnamlıların saklandığı Cu Chi tünellerini de, Peru’daki Dünya’nın 7 harikasından İnka antik şehri Machu Picchu’yu da gezdim, Finlandiya’da donmuş gölde balık da avladım, İzlanda’da 24 saat gündüzü görüp kapkara volkanik kumsallardan buzulları, buzdağlarını ve üzerlerinde güneşlenen fokları da izledim.

Bu genç yaşına rağmen bunca yerleri görmen çok güzel, kendimden utandım biraz.
Hakkı Karaman: Dünyada gezip görülecek o kadar çok yer ve öğrenilecek o kadar bilgi var ki, insan daha fazla öğrendikçe bunu daha iyi anlıyor. Ayrıca, dünyanın her yerinde bol miktarda sıcak ve yardımsever insan olduğunu görüyor.

Ya memleket?
Hakkı Karaman: Bütün bu gezilerin yanında, her yaz bir ya da birkaç haftalığına da olsa, aile otelimizin bulunduğu ve gezilerimde dünyanın her yerinden topladığım el işlerinin sergilendiği Doğa Otel’imizin de bulunduğu yaylamız Kozlar’a gelmeye hiç aksatmadım.
3 yaşındayken Mutlu musun, Adanalı mı, sorusuna, Kozlarlıyım, diye cevap vermemden belliymiş zaten bu! Başta beni her açıdan, her zaman destekleyen sevgili ailem ve bana katkısı olan öğretmenlerime çok teşekkür ederim. Ayrıca, CERN sevincimi paylaşan herkese de aracılığınızla teşekkür etmek isterim.

Asıl biz teşekkür ederiz. Ülkemizin ve Mut’un gururu oldun. Söyleşimizi burada sonlandırırken eklemek istediğin başka bir şey var mı?
Hakkı Karaman: Memleketim Mut’a ve özellikle, Atatürk’ün de vurgulamış olduğu gibi hayatta en hakiki rehber olan pozitif bilimlere ilgi duyan bütün gençlere selamlar!
Başarılarının devamını diliyorum, yolun açık olsun!

Tema Tasarım | Osgaka.com