FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 21 Haziran 2022 89 Görüntüleme

Baba İnsanlara

Baba İnsanlara; Anlaşılmayan Adam ve Ellerini Öptürmeyen Adama…
Çocukluğumda yaşadığım her şey bir oyun gibi gelse de biraz büyüyünce oyuncaklarıma dokunamayacağımı anladığımda ilk kez acıyla tanıştığımın farkına vardım.
Daha ilkokul dördüncü sınıftaydım. Tam oyun çağındayken babamın ölümünü kabullenmediğim gibi onun hala geleceğine inanıyordum. Tece ilkokulunda okurken Dere köyünde oturan teyzem ve amcam acılarımızı hafifletmek adına olsa gerek okulun sonuna doğru bizleri yanına aldı. O dönem köy okulları arasında bahar gezileri düzenlenirdi. Bu sayede hem yaşadığımız coğrafyayı daha yakından tanımış olur hem de öğrendiklerimizi birbirimizle paylaşırdık.
Hiç unutmuyorum bizim köyün öğrencileri Dere köy okuluna gelmişlerdi. Oyunlar oynandı, sofralar kurulup yemekler yenildi ki, ansızın gelen yağmurla hepimiz sınıflara doluştuk.
Yağmurun dinmesini beklerken fıkralar anlatılıp, bilmeceler soruldu. Sıra türkü söylemeye gelmişti. Bizim köyün öğrencilerinden biri “bir yiğit gurbete gitse / Gör başına neler gelir “ türküsünü söylerken ben gözyaşlarıma engel olamamış kendimi dışarıya atmıştım. Bu türküyle ilk defa babamın acısını yüreğimde hissetmiş kendime ve hıçkırıklarıma engel olamamıştım.
Ne beni teselli etmeye çalışan öğretmenlerin sesini nede yağmurun sesini duyuyordum. Tek duyduğum gurbette kalan babamın hıçkırıkları ve acılarla tanışan bir çocuğun sesiydi…
Ve zaman benim çocuk yüreğime acımasız yüzünü çok erken göstermişti.
Onu Bin Dokuz Yüz Yetmiş Sekiz’ in yağmurlu bir Martında kaybetmiştim. Aradan geçen onca senenin ardından ona seslensem duyar mıydı? Gerçi benim gibi onu da kimseler duymamıştı. Hoş duyulsa ne değişirdi bilmiyorum ama sonuçta ne ben anlaşıldım ne de babam.
Evet, anlaşılmayan adam, senden ayrılalı çok uzun zaman oldu ama sakın unuttuğumu da sanma.
Şimdi sevgine açlığımı daha nasıl anlatayım. Yokluğun öylesine derin ki: başköşemde asılı resmine ne kadar bakarsam bakayım, özlemine ne kelimelerin gücü yetiyor ne de başka sevgilerin. Ama şunu da bil ki çaresiz değilim. Çünkü ellerini öptürmese de senin ellerin kadar güçlü, şefkatin kadar sıcak ve de her zaman güvenebileceğim bir elim var…
O ki kimselere boyun eğilmesin, el etek öpülmesin diye ellerini öptürmeyen adam.
O ki kimselere muhtaç olmayalım diye soframıza aş, sağlığımıza baş olan adam.
O ki modelim,
O ki gurur kaynağım,
O ki babam.
Çünkü babam olsa ancak bu kadarını yapardı.
Evet, dayı senin gibi Kabataşlı olmasam da bugün aileme ve çevremdekilere faydalı bir insan olduğumu biliyorsam, onca yorgunluğuma rağmen umudun adresi olup seviliyorsam ve de kalem tutan ellerim bugün olmuş hala imzanı taklit ediyorsa bil ki bu senin eserindir.
Şimdi her lokmamda teşekkürlerimi sunsam da hakkını ödeyemem. Ama senin o sevgi yumağı kalbine sığınarak ne kadar uzak olursan ol, kimselere öptürmediğin ellerinden binlerce kez öpüyorum… Evet, dayıma kitabımda böyle seslenmiş ona imzalı olarak göndermiştim. Bir araya geldiğimizde nasıl da gurur duymuş, nasıl bir gülüş eklenmişti yüzüne çok iyi hatırlıyorum.
Şimdi geçmişimden bu yana yaşadıklarıma bakınca sadece canından can verenler değil bugün baba gibi adamların ve baba şefkatiyle sarılan insanların varlığı beni bu günlere taşıdı. Onun için hayatımıza dokunan, varlığıyla onurlandıran yarım kalan yanımızı tamamlayan tüm güzel yürekli insanlara teşekkür ediyor sevgiyle, saygıyla ve dostlukla selamlıyorum. Tüm insanlığı kucaklayan sevgiyi ve paylaşmayı öğreten güzel yürekli insanlara selam olsun, dileklerimi gönderiyorum.
Sevgili dostlar; sevgiyle, şefkatle sarılan, aradığınız, özlediğiniz ve birlikte olmayı istediğiniz babanız olmasa da yürekten baba gibi saydığınız insanların günü kutlu olsun.
Her ne kadar özel günleri sevmiyorum desem de bu canımın çok ama çok yanmasından, sevdiklerimin yanımda olmamasından. Çünkü her özel günün benim yüreğimde büyük acısı var. Hal böyle olunca özel günlerde benim acım bir iken ikiye katlanıyor.
Çünkü hayatımdaki en büyük modelim ve gurur kaynağım dediğim, babam olmasa da ağzımdan hep baba diye kaçırdığım bir dayım var. İşte baba adam. Sadece bana değil birçok insana yaptığı gibi; köyüne, ilçesine ve tüm memleketine yaptığı hizmetleri say say bitmez. Nereye gitsem kiminle konuşsam illaki birilerine dokunmuş ve insana insan gibi davranan kocaman bir yürek! Sefer Şafak. Şimdi oda tıpkı babam gibi sonsuzluğun kollarında ve ben gözyaşlarıma engel olamıyorum böyle günlerde.
Hoş yüreğimdeki babayla yaşamaya alıştım alışmasına da; yanımda duran babam diyecek kadar yakın hissettiğim insanlara sarılmanın bir nebze de olsa mutluluğunu yaşıyorum.
Çünkü en az babam kadar değerli insanlar. Biri Annemin kocası, kardeşlerimin babası Turgut Kemal Bostancı; diğeri aşkımın babası İsmail Bakaner en azından bir değil iki tesellim var diyorum. Babalar gününde yüreğime dokunan tüm güzel insanlara sevgimi, saygımı göstermek bu duygunun şefkatini yüreğime sarmak isterken yakınımda olmasalar da ben onlara sevgimi, saygımı göstermenin yolunu böyle seslenerek gideriyorum…
Sevgili babalarım. Bu çocuğunuz bu özel gününüzü kutlarken ellerinizden, yüreğinizden öpmenin gururuyla şefkatinizin sıcaklığıyla sarılacak yaşama.
Tüm baba insanların babalar günü kutlu olsun.

Tema Tasarım | Osgaka.com