FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 31 Ağustos 2021 74 Görüntüleme

Gülnar Yalnızcabağ’dan Çavuşlar’a Bir Gezi

Konuğum Doç. Dr. Ferahim Yeşilyurt ile bir çevre gezisi yapalım dedik. Bir cumartesi sabahı Gökbelen’den yola çıktık. Gökbelen Kaşından yukarı çıkınca ekinler derilmiş, harmanlar kaldırılmış olarak gördük. Rampa ve viraj bitince yol şantiyesi kurulmuş. Parkurda araçlar dizilmiş, ama 3-4 aydır bir çalışma yok. Ya proje bekleniyor, ya ödenek…
Çoğa alanında yıllar önce yapılan yolda gitmek zevk veriyor. Kayrak ana yol kenarında rüzgar gülleri samah dönmeye devam ediyor. Aşağıya doğru inmeye başlayınca Aydıncık dağlarına bakıyoruz. Yanan dağlar yarı sisli havanın arasında fark ediliyor.
Gülnar sakin. Ermenek yoluna giriyoruz. Otogar derken Gülnar piknik alanına giriyoruz . Tek tük araçlar girip çıkıyor. İçeri girince bizi Gülnar Hatun anıtı karşılıyor. Kahvaltı yapanlar, çay kahve içenler. Biz de kahvemizi içiyoruz. Yürüyüş yolları, kamp alanları ile bir park yeri, ama bakımsız kalmış.
Göleti soruyoruz. Yusuf Usta bize yol tarifi yapıyor. Hemen Ermenek yolundan toprak yola sapıyoruz. Stabilize toprak yol bakımlı. Ağır ağır ilerliyoruz. Çam ağaçları, virajlı yollar. Tam doğa gezginleri için yürüyüş yolu. Biz daha bir km. gitmeden göletin suları gözükmeye başlıyor. Kuraklık ile göl iyice küçülmüş. Dolana dolana göletin böğet kısmına gidiyoruz. Araçtan inip doyasıya çevreye bakıyoruz. Gölet suyu borular ile aşağılara gidiyor. Çevrede doğa güzellikleri çok güzel. Ama göl kenarında nefes alacak, bir çay yudumlayacak bir mekan yaratılmamış. Sanırım yerel yönetimler de ufku açık kimseler yok.
Kısa bir yürüyüş parkuru, sonbahar, ilkbahar aylarında araçlar otogarda kalacak. Gezginler toprak yoldan büyük keyif ile yürüyecek. Sonra göletin önünden geçip, Yalnızcabağ köyünün içinden taş evleri izleyerek Gülnar’a ulaşacaklar. Biraz ilgi, biraz dokunuş.
Gülnar’da iki sokak var. Biraz gezinti yapıyoruz. Sonra aracımıza binip Gülnar’dan çıkıyoruz. 6 km. sonra Çavuşlar İnhisar üretim levhasını görüyoruz. Sağa sapıyoruz. Aşağılarda köyler gözüküyor. Çeşmeleri selamlayarak geçiyoruz. Korucuk Mahallesi. Yamaçta suların aktığı yerlere bahçeler kurmuşlar. Köyde cami ve yeni yapılmış tuvaletler. Bu güzel bir çalışma, uygarlık belirtileri. Yanlamasına yola deva ediyoruz.
Yukarda kayalıklar, toprağın olduğu yerler orman dokusu, orman aralarında bahçeler.
Çavuşlar İnhisar üretim tesisleri levhasını görünce sağa sapıyoruz. Şelalenin sesi duyuluyor. Sular azalmış, şarlak önünde ağaç dalları büyümüş, akan şelaleyi görmek olası değil. Birileri şöyle bir budama yapıverse, o güzellikleri görme olanağımız olacak. Ama nerede o incelik.
Dev bir çınar ağacı, yanında fosil bir kaya. Tarihe meydan okuyorlar. Aracımızı park ederken, kapısı açık un değirmeni görüyoruz. Un ve yarma yemlerin değirmeni ayrı ayrı yapılmış. Değirmen önce su ile çalışırken, şimdilerde elektrik ile çalışıyor.
Alabalık havuzlarına şırıl şırıl sular akıyor. Aşağılarda kavak ağaçları düzensiz kendi başlarına büyümeye devam ediyor. Değirmenin yanına bir yurt kondurulmuş. Yurt ibadet merkezi gibi, mahalle baskısı artırmış. Balık lokantasında balıklar içkisiz yenmeye devam ediyor. Köy aşağıda, cami aşağıda, ama lokanta ibadet yeri yanı gibi özgürce yeme, içme mahalli olamıyor.
Bir aile şirketi, birisi balıkları havuzdan çıkarıyor. Temizleyip, mutfağa veriyor. Birisi kömürde balıkları pişirip hazırlıyor. Birisi de onları masalara servis ediyor. Köy yufka ekmeği, soğan piyazı ve salata… En güzeli aşağıda vadiye bakan kır lokantası. Eh balık yanında içecek yok dediysek, çaydanlıkta çaylar geliyor. Kat kat iç…
Eğer meltem eserse, Akdeniz’den esen meltem vadiden çam kokularını da beraber getiriyor. Kuzey rüzgarlarını pek görmüyor. Ama dağlardan gelen esinti sizi dağlara baka baka başka dünyalara götürüyor.
Çıkışa yöre ürünleri konmuş; nar ekşisi, incir kurusu, kantaron yağı, domates, çay çiçekleri vb. masa üstünde satışa hazır. Havuzda balık yeterli olursa, gelenlere temizlenmiş alabalık da veriliyor.
Aşağıda doğa bakire. Akan sular çınar ağaçlarını boy boy büyütmüş. Gölgeleri uzanıp gidiyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi el atsa bir proje ile bu bölge yöre turizmine açılabilir. Yöre kadınları bir kooperatif kursa. Ağaç diplerine kurulacak çadırlar, Yörük kültürü, sıkma, börek kahvaltı mekanları oluşsa, şelale, doğa güzellikleri bu köye daha katkı sunabilir. O zaman şelaleyi daha fazla kişi sahiplenir, şelale önünü kapatan dalları budayabilir. Daha bakımlı bir yöre olur.

Tema Tasarım | Osgaka.com