FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 2 Ağustos 2022 46 Görüntüleme

KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 34

Burada anlatılanların hiçbirisi kurgu değil, hepsi yaşanmışlıklardır.
“Usum yeni yeni ermeye başlamıştı. Anam da öldü babam da. Yetim büyüdüm…”
“İlk başta marangozluğa başladım. Bir keserim, bir de baltam vardı. Bıçkıyı sonradan buldum. Bıçkı herkeste olmazdı zaten. Kapı kasaları yaptım. Üç yıl sürdü bu. Sonra inşaat işine başlayıp taş duvar yaptım. Tuğla yoktu daha, tuğlayı askerlikte öğrendim…”
“Velhasıl, bunların hiçbirisini tam olarak becerip para pul sahibi olamadım. Şaştım kaldım, Kıbrıs’a gittim. Param az çoğalmaya başladı orada. Hırsızlık yaptım da ondan. Şikâyet etti arkadaşlarım. 2.5 ay içeride yattım. Mustafa Akıncı savunmanımdı, sonradan Cumhurbaşkanı oldu ya. Parasının 750 lirasını verdim. 750 lira daha borcum var ona. Gelse buralara onu da veririm. Baktım olmayacak, kaçtım Kıbrıs’tan. Bir tırdan Mersin limanından çıktım. Giderken burada bir marangoz dükkânı satmıştım, onu geri aldım. Her yer marangoz dolu, bu da olmadı. Köye gidip köyde marangoz dükkânı açtım. 30 yıldır kapısı kapalı. Sonra Afyon’a bir şirkete gece bekçiliği yapmaya gittim. Her ay beni sigortalı göstermişler ama ayda 5 gün! 3 yıl kalıp geri geldim…”
“Kanal bekçiliğine başladım buralarda. Birkaç yerde çalıştım. Derken, 2003 yılında 310 lira maaşla emekli oldum.”
“Bugünlerde Çınaraltı’nda bol bol gazete okuyup bulmaca çözüyorum. Benim gibi birisi daha varı, emekli öğretmen, öldü…”
+++
Cemil doğuda iki üç yıl öğretmenlik yaptı ya, zaman zaman anlatır oradaki anılarını; kadınların salçayı yeterince bilmediklerini, yemekleri büyük oranda salçasız yaptıklarını…
Bundan olacak, bir gün yine şöyle bir şey anlattı:
Köylüler buna anlatmış ki; yılın birisinde daha önce hiç görülmeyen, bilinmeyen bir ot bitmiş köyde. Merak bu ya, çevresini çalıyla çırpıyla çevirip korumaya almışlar otu. Ot büyümüş büyümüş, domates olmuş çıkmış. Domatesi daha önce görseler, hatta yeseler bile, böyle dalıyla hiç görmemişler.
+++
Bir zamanlar Ermenek’ten bir çerçi gelir Kuskan köyüne. İncik boncuk, kibrit, kalem, defter, silgi, balon, düdük… Neler olmazdı ki çerçilerde…
Okul öğrencisinin birisi balon alır. Bunu gören başka bir öğrenci de babasından para isteyerek balon almaya gider.
Çerçinin yanına varınca balonun adını unutur. Çünkü ilk duymuştur daha. O doğal unutkanlıkla, doğal bir durumla bağırır:
“Pufurdak, pufurdak!”

Tema Tasarım | Osgaka.com