FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 13 Eylül 2022 111 Görüntüleme

PERS YOLU GÜNLÜĞÜ / 2

Gökçe’yi geçip,
Lale’ye ulaşsam.
Kaynar’dan su alıp,
Kır yoluna düşsem.
Punura’ya varsam.
Sibila’da dolaşıp
Kavaközü’ne konsam.

Bu dağların, hakiki bozkurtuyuz!
İkinci günün sabahı, böyle seslenerek başladık güne / yürüyüşe.
Bölgenin, demir insanlarından, kardeşimiz Kürşat, gece boyunca bizi merak etmiş. Telefonla, sıkıntı olup olmadığını, ihtiyacımız olup olmadığını soruyor. İşte tam burada, dosta güven veren; “… bu dağların, hakiki bozkurtuyuz biz!” sözünü ettik. Bu tip yolların, tarih boyunca, Kürşat benzeri, insanları olmuştur. Yolda olanlara güven veren.
Kürşat, Pers Yolu üzerinde yerleşik, üretici işler yapan, iyi eğitimli, iyi insan olma vasıfları sahipli kardeşimiz. Pers Yolu yürüyüşçülerinin yolu, bir şekilde Kürşat ile kesişecek. Özellikle, rehbersiz Pers yürüyüşçüleri için aranan insan olacak.
Derken, anne tarafından Kavaközülü olan, öğretmen Galip Can arkadaşım aradı, aynı nedenle. Kendisi, Kürşat’ın kankasıdır.
İlk günün yorgunluğunu, altında sabahladığımız söğüt ağacı, incecik kum zemin, Yedigöz Şelalesi’nin ninni söyleyen kar suyu, emin yerlerde olduğumuza işaret dost köpek sesleri, ışıltılı gök kubbe alıp gitmişti. Hem, “yola giden yorulmaz” derler.
2500 yıllık Pers Yolu’ndayız.
Ayağa, taş değmeyecek gibi olmasa da, yol. Yürüyenlerin, önüne bakmadan yürüyüp, ortamla etkileşim içinde olabilecekleri yeşil yol.
Yedigöz / Dere Köy mevkideyiz burada. Önümüzdeki yol için, ikişer litre su alınmalıdır buradan.
Yol, kıvrılarak, dikine ilerliyor. Etraf ormanla kaplı. Yol boyunca, yol içinde, gölgeli, konuşan ağaçlar var. Gölgesinde soluklanabileceğimiz. Buralar, biraz esintisiz olmakla birlikte, hemen ilerde esinti başlıyor. Yer yer meyvesi yenebilecek yabani ve aşılı ağaçlar var, çok olmasa da. Senesine göre, nohut ekili tarlalarda.
Hiç beklemediğin bir zamanda, bir şeyler çıkıverir insanın karşısına bazen ya, Gökçe Köy öyle çıkar karşımıza, burada. Ancak, Gökçe Köy asfaltı ile Pers Yolu kesişmesinde, Gökçe Köy merkezi görünmez. Bunun için, asfaltı takiple, kuzeydoğu yönünde, beş yüz metre kadar ilerlemek gerekir ki, köy merkezindeki açık çeşmenin suyu buna değer.
Şimdi, buradan varacağımız yer, Lale Köyü. Yine, yer yer büyük çam ağaçlarının, bazen yeni dikim orman ağaçlarının arasından, süzülerek varacağız Lale’ye. Bizi bir vadi karşılayacak, Lale’nin eteklerinde. Kavak ağaçlarının gökyüzüne ulaştığı, suların kıvrıla kıvrıla aktığı, üzerinde yatıp yuvarlanabileceğimiz çimenler boyunca, sebze ve meyvelerin olduğu.
Burada, iki yol seçeneği çıkacak karşımıza. İkisi de muhteşem olan. Biri uzun olan, artık Eski Lale diye anılan, merkez köyden geçer. Diğeri, eski köye girmeden, Kaynar Sapağı denilen bu noktadan, hemen yukardan gelen, su boyunca.
Varış zamanı ve yorgunluk durumuna göre, tercih yapabilir gezginler. Her iki tercihte de, olası kamp alanı, bir ve daha fazla subaşı olacaktır. Eski Lale tercih edilirse, merkezdeki, gürül gürül akan, taş çeşme civarında kuracağız çadırlarımızı. Yerelde, Mut Yolu diye anılan, Kadim Pers Yolu, tercih edilirse, Kaynar denilen, adını sayısız su kaynağından alan, vakti zamanında Karaman’a, ilk içme suyunu veren yerde kamp yapacağız.
Her iki tercihte, geceyi geçirmek için, her türlü yeterliliğe sahip olup, günün yorgunluğunu almaya, doğada olan insanların, doğadan üretmek istedikleri, MUTlulukları, üst seviyede, üretebilmelerine, uygun.
Mevsim, bu günlerse, her türlü meyve sebze, hayvansal gıda, kamp alanlarının çevresinde mevcut. Yerel insanlar iletişime açık. Anında ihtiyaçları temin edip, beslenme ihtiyaçlarını en geniş şekilde karşılamak mümkün. İsteyen yürüyüşçüler, buz gibi akan sularda ıslanabilirler de.
Yarın, Pers Yolu’nun en uzun, en zor bölümünü yürüyeceğiz.
Yatalım arkadaşlar.

Devam edecek…

Tema Tasarım | Osgaka.com