logo ms
Ana Sayfa Gündem 6 Nisan 2021 97 Görüntüleme

MUT ÇITLIK ANISI /2

Mut Çıtlık etkinliklerinde zaman zaman onurluklar (plaket) ve çeşitli ödüller veriyorduk.
Bir gün belediyeye uğradım. O yıllarda sık sık şöyle bir duyuru yapılıyordu: “Bir miktar para bulunmuştur, kaybedenlerin belediyeye başvurması duyurulur.” Şimdi böyle duyurular kalmadı. Ya yitirilecek para yok ya da bulduğunu teslim edecek insan! “Böyle para bulup da size getirenlerin bir listesi var mı?” dedim. Hemen bir liste gösterdiler. Liste kabarık. Ama hepsi Mut içinden. Bense köyden birisinin olmasını istiyordum.
Sonunda buldum köyden birisini. Yıldız Köyünden birisi.
Akşam telefon ettim adama. “Şu akşam şu saatte Belediye Toplantı Salonunda Mut Çıtlık Dergisinin bir etkinliği var. Özel olarak sizi de çağırıyorum” dedim. Tabi biraz şaşırdı. Tabi geleceğini de söyledi.
Etkinlik akşamı, gözüm/kulağım bir yandan da adam da. Hiç bilmiyorum adamı.
Gelmiş, tanıttı kendisini. Adı okununca sahneye gelmesini istedim.
Sahnede bunu onurlandırıcı bir iki söz söyleyip ödülünü verdik.
Bundan birkaç yıl sonra köy tanıtımı için Esençay Köyüne gittim. Muhtarın evinin önünde beş on köylü toplandık, herkes köy hakkında bir şeyler söylüyor, köylülerin içinde bir de Yıldız Köyünden birisi var. İki köy iç içe ya. Birden sözü bu aldı:
“Yahu bu Çıtlıkçılar var ya, adamlar dağlarda bir geziyorlar bir geziyorlar. Bir gün beni aradı birisi, Belediye salonuna davet etti. Sunucu adımı okudu. Bir ara ben yolda 750 lira kadar para bulmuştum da belediyeye teslim etmiştim ya, adam beni bir övdü bir övdü, bir de ödül verdi, beni bir alkışladılar bir alkışladılar.”
“Peki o adamı şimdi görsen bilebilir misin?”
“Nerden bileyim yahu, ilk o zaman gördüm, bir de geceydi zaten.”
“Ben olabilir miyim!?”
+++
Bir ara Meydan mahallesindeki Sevgi parkında yürüyüş yapıyorum. İki adam oturmuş söyleşiyorlar. Ben de yanaştım yanlarına. Birisi Çivi köyündenmiş birisi Demirkapı. Çiviliye dedim ki:
“Üç yıl önce Söğütözü yaylasından sizin köye kadar yürüyüş yapmıştık. 50 kişi vardık. Sonra kahvenin önüne vardık, köylülerle kaynaştık, yağmur bile yağmıştı. Sen de oralarda mıydın?”
“Bilmez olur muyum? Köyün biraz berisinde, yolun üstünde arılarla uğraşıyordum ben, alt tarafta da ters yığını vardı. Kalabalıktan birisi ayrılarak bana doğru geldi. Birkaç şaka yaptı, sonra koşarak kalabalığa yetişti. Arkasından ben de vardım köye. O adamı gördüm, yanına gidip, “O şaka yaptığın benim” dedim. Yüzüme baktı baktı, “Demek sen misin o!? Yahu o bakışlarınla beni ne biçim korkuttun! Öyle bir ters baktın ki, sanki tersini, arını, koyununu çalmaya varmıştım!” dedi, şakasını sürdürdü.”
“Peki o adamı şimdi görsen bilebilir misin?”
“Nerden bileyim yahu, bir o zaman gördüm.”
“Ben olabilir miyim!?”.

Tema Tasarım | Osgaka.com