FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 9 Ağustos 2022 94 Görüntüleme

Kadın ve Toplum

Sağlıklı toplum sağlıklı bireylerden oluşur. Toplumu oluşturan en küçük grup ise ailedir.
Kadın bilgi birikimi, kapasitesi ve yetiştiği aile ve sosyal çevrenin değerleri doğrultusunda; yoktan var eden, kucaklayan, büyüten, birleştirici, zarif, ince, çok yönlü düşünebilen, gerçeklik ve duygu harmanını yaparak kırmadan, incitmeden faaliyet gösterebilen, çocuklarını tüm birikimi ve değerleri doğrultusunda yetiştiren sosyal varlıklardır.
Toplumu eğitmenin alfabesi kadının eğitiminden geçer. Bir toplumu geliştirmek ya da bitirmek isterseniz, kadınlar üzerine proje üretmelisiniz. Kadın evinde ana, eğitmen, doktor, muhasebeci, planlayıcı, düzenleyici, aileyi bir arada tutan, sevilmese dayak yese bile her şeyini verebilen tek varlıktır. Kadın evin mühendisidir.
Kadınlara yapılacak pozitif ayrımcılık ailenin, şirketin, devletin her alanda kazanması demektir.
Bir toplumu karanlığa mahkum edip sömürmek isterseniz, kadınları tüm haklarından mahrum bırakıp baskı altına almak ve yok farz etmek en güçlü silahlardan biri olacaktır.
Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Bu da kadın nüfusun tüm alanlarda eşit temsili ve görev almasını zorunlu kılmaktadır. Oysa toplam işgücünden sadece üçte birini kadınlar oluşturmaktadır. Türkiye de ise bu oran daha da düşüktür.
Prof. Dr. Zehra Zerrin Erkol, “Sağlık Hizmetlerinde Kadın” konulu sunumunda; “Sağlık sektörü için söylüyorum, kadınlar 1 yıl daha fazla eğitim görürlerse, bu 15 yıl sonra, ülke ekonomisine %20 daha fazla katkı sağlıyor. Sağlık sektörünün yönetim kademesine kadınları getirebilirsek, örneğin mevcut oranı % 6 artırabilirsek, bu sağlık sektörüne% 15 oranında gelir artışı sağlar.” demiştir.
Yönetim kurullarında kadın üye sayısı arttıkça şirketlerin iş akışları yüzde 20 iyileşmektedir. Kadın istihdamının yanı sıra özlük haklarında ve şirket politikalarında da cinsiyet eşitliği sağlayan firmalarda kâr ve verimliliğin artma olasılığı yüzde 62,6 artmaktadır.
Kadınlar kişisel özelliklerini girişimci nitelikleri ile birleştirebilmekte; yenilikçilik, yaratıcılık gibi değerler, kadınların iletişim, problem çözme, rekabetçi yaklaşım gibi becerileriyle pekiştirilmektedir.
Tüm bu pozitif sonuçlara rağmen eğitimli ve meslek sahibi kadınların çalışma hayatında olmalarına rağmen; şirketler, yönetim kurulları, siyasi partiler, devletin yönetim kademelerinde kadın temsili maalesef çok düşük düzeydedir.
Bir örnek vermek gerekirse;
Dünya genelinde kadınların yerel siyasete katılımları ulusal meclise katılım oranlarından daha yüksektir. Türkiye de ise kadınların hem ulusal mecliste hem de yerel siyasette temsili düşüktür. Yerel siyaset dünyada; kadınların toplumsal sorumluluk alanları ile ilişkili olan, ev, aile, mahalle sorunlarına yönelik hizmet yürütür. Ancak Türkiye de yerel siyaset daha çok arsa, imar, ticaret, alt yapı işleri gibi ticari alanlarda şekillenmektedir. Oysa merkezi yatırım ve planlama gerektiren bu tür büyük bütçeli hizmetlerin genel bütçe üzerinden uzun vadeli yatırım planı ile gerçekleştirilmesi milli sermayenin etkin kullanılmasını, her hükümet değiştiğinde de yapılanların çöpe atılmasını engelleyecektir.
Verdiğim bu örnek kadınların neden üst yönetimlerde temsil edilmediği nedenlerinden sadece biri.
Eğitimli ve meslek sahibi olsalar bile üst düzey görevlere gelebilmelerinde toplumsal cinsiyet baskıları, toplum tarafından kadına biçilen roller, devletin aile ve çocukların genel sorunlarına çözüm getiren politikalar üretmemesi ve kadının bu alanda sıkışması, örf adet ve dini baskıların kadınlar üzerindeki hakimiyeti gibi daha bir çok neden sıralayabiliriz.
Tüm bunların ışığında;
Kadınlar kendi aralarında daha fazla işbirliği yaparak ve birbirlerinin çalışmalarına destek olarak toplumsal cinsiyet eşitliğine, dolayısıyla da kadınların karar mercilerinde daha etkin rol alabilmelerine hizmet etmelidirler.
Atatürk bir konuşmasında ; “Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır” demiştir. Atatürk, “Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır.” sözü ile toplum hayatında kadının önemini belirtmiştir.
Sürdürülebilir bir ekonomi için insan merkezli işgücü alanlarında kadın ve erkeğin eşit oranda işgücüne katılımı önemlidir.
Kadınlar kırsal ekonominin kalkınmasında da temel rol oynar. Bu nedenle, kırsal yaşamda kadınların güçlendirilmesi, ihtiyaç duyduğu tüm alanlarda desteklenmesi ekonominin de güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Kadınların günlük yaşam içinde yaşadıkları şiddetin önüne geçilmesi, eğitim fırsatlarının kırsal kesimde yaşayan kadınlara da ulaştırılması, aile içi şiddetin önlenmesi, anayasada tanınan kadın haklarının gerçek hayatta uygulanmasına yönelik politikalar üretilmesi, erkek egemen toplum yaşamı içinde kadınlara eşit fırsatlar sağlanması kadınları daha da güçlü kılacaktır.
Doğası itibarı ile çok yönlü görevleri başarıyla üstlenebilen kadınlar; iş yaşamında, sosyal örgütlerde, yönetim kademelerinde, siyasi çalışmalar ve mesleki alanlarda kendilerini çok yönlü olarak yetiştirmeli ve görev almalıdırlar.
Güçlü Kadın, Güçlü Toplumun temelini oluşturur.

Tema Tasarım | Osgaka.com