PERS YOLU / BİR SU DEĞİRMENİ
İlerideki anlatılarımdan anlaşılacaktır ki o bir ayan adayıdır.
Kara Bey, adını, dar çerçeve içinde anonim anlatıdan almış olabileceği gibi, ki anlatı öyle olduğunu söylüyor, geniş anlamda esmerliğinden alıyor olabilir. Zira o bölgede esmerliğinden dolayı “kara” lakaplı insanlar halen bulunmaktadır. Oldukça da karadırlar. Lakabın hakkını verecek kadar. Bu gün adı Esençay olmuş Karabelalılı Köyü’nde kara sıfatını aktif olarak taşıyan insanlar var. Bunlardan bu konu ile ilgili konuştuklarım oldu, ama şöyle ya da böyle bir bilgi yok ellerinde. Anonim söylencede yaygın bilinmemekte olup, babadan oğula aktarma yolu ile yaşam alanına ilgi duyan birkaç kişice bilinmekte. İhtimal ki Kavaközü ‘ne Masara Köyü’nden (Yıldız Köyü) gelin gelen Masaralı yenge ve Karabelalılı Köyü’nden gelin gelen Karabelalılı ebe (Kiraz ebe) Kara Bey soyundan. Andığımız iki Kavaközü gelininin adı geldikleri köyün adıdır. Bu yaygın bir uygulamadır Kavaközü’nde. Ne derece fikir sahibi yapar bilmem, ama Karabelalılı ebenin çocukları biraz belalıdır. Bunlar Kara Bey köyündendir. Masaralı yengenin çocukları daha ılımlıdır. Bunlar da Kara Bey’i Mavga kalesinden kovan, ayan abisi soyundandır.
Efsane anlatıların doğru olduğu yönünde Kara Bey’in esas adının başka, sıfatının fiilinden kaynaklandığı yönünde olduğu, anlatının, isimlendirmede daha öncelikli olduğuna dair fikrimi söylemiştim. Bu kanaatimi besleyen bir diğer kaynak da Kara Bey’in köy yerleşimidir.
Anonim anlatıya göre Kara Bey’in Mavga Kalesi’nden ayrılma zamanı yaz aylarıdır. Zira kendini lekeleyen anlatı, Mavga Kalesinde başlar, şeklinde anlatılmaktadır. İlk kuruluşunda eşkıya yatağı olduğu düşünülen, Selçuklu döneminde kaleye dönüştürülüp, Osmanlı’nın son dönemlerine kadar karakol kale olarak kullanıldığı yönde üzerine fikir birliği oluşan Mavga Kalesi, Osmanlı dönemi ayanlar zamanında ayanların elindedir. Bölgeden devletin eli çekilmiş, doğal olarak gücü temsil eden yapılarda yerel gücün eline geçmiştir. Onlar ki Bizans’ın yıkılışına yakın nasıl Anadolu’yu kontrol altına aldılarsa Osmanlı’nın yıkılışına yakın da Anadolu’yu kontrol altına almışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde de Türk devriminde feodal unsurlar olarak vardırlar. Bu satırları yazdığım tarihlerde de hala çok güçlüdürler. Konumuz akışı başka yönde olduğu için ayan hikâyesini burada bırakıyorum.
Türkler, çoğu zaman, ağırlıklı olarak, dağların insanı olmuştur. Bunun nedeni onların üretim ilişkileri nedenlidir. Özellikle uğraştıkları küçükbaş hayvan üretimi, iki mevsimli bir iştir. Kışın, sıcak yerler anlamında sahilde, kışlakta. Yaz döneminde serin yerler anlamında yaylalarda, yaylakta olurlar. Zamanın Masaralı insanları da bu üretim ilişkileri içinde olup, kışın Masara’da yazın Mavga Kalesi civarında yaşarlar. Kara Bey, Kara Bey olmadan önce hikâyesinin başladığı zamanlarda Masara köyündendir. Abisinin yönetiminde. Anlatı “Mavga Kalesi’nden kovulmakla” devam eder. Yakın olan ya da kendisine inanıp yanında yer alan birkaç yakını ile ayrılış dönüş, Masara Köyü’nün alt eteklerinde bir yere yerleşir ve yeni köyünün adı Karabelalı Köyü olur.
Mut ve çevresi köylerine ait Osmanlı kayıtlarından 1500 yılı tarihli bir belgede, Masara yani Kara Bey’in ilk köyü görünüyor. Son köyü Karabelalı’nın ilk görüldüğü tarih 1844. Aynı konu içerikli bir önceki kayıtların tarihi olan 1800’de yok. Ekmede olmayan Osmanlı için vergi amaçlı yapılmış bu çalışmada vergiye tabi Karabelalılı sayısı, biri firari sekiz kişi. İçlerinden biri, “kara” sıfatlı. Bu kesin kayıtlardan ulaşacağım sonuçların dayanağı, yaşamın olağan akışı. Minnak da olsa bir yanılma payının olabileceğini kabul ederek. 22 Kasım 2023.
Devam edecek.
