1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Seda Arpacı
  4. HER ŞEYE OLUMLU BAKMAK GERÇEKTEN İYİ BİR ŞEY Mİ?
Google'da Abone Ol service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HER ŞEYE OLUMLU BAKMAK GERÇEKTEN İYİ BİR ŞEY Mİ?

featured

“İyi düşün, iyi olsun.”
“Takma kafana.”
“Her şeyde bir hayır vardır.”
“Enerjini düşürme.”

Zor bir dönemden geçen birine bunlardan en az birini söylemiş ya da duymuşuzdur. Çünkü olumlu düşünmenin iyi, olumsuz duyguların ise mümkün olduğunca çabuk geride bırakılması gereken şeyler olduğuna inanıyoruz.
Peki gerçekten öyle mi?
İnsan her koşulda olumlu düşünmek zorunda mı? Üzgünken iyi tarafından bakmaya çalışmak, öfkeliyken hemen sakinleşmek, hayal kırıklığı yaşarken kendimize “Bunda da vardır bir hayır” demek gerçekten bizi daha güçlü mü yapıyor?
Belki de olumlu düşünmenin de pek konuşmadığımız bir görünmeyen tarafı var.
Olumlu bakabilmek elbette kıymetli. Yaşadığımız bir güçlüğün sonsuza kadar sürmeyeceğini bilmek, çözüm ihtimalini görebilmek ve zor zamanlarda umudu tamamen kaybetmemek insanın dayanıklılığını destekler. Ancak olumlu düşünmek ile yaşadığımız gerçeği görmezden gelmek arasında ince bir çizgi vardır.
Sorun, olumlu düşünmekten çok her durumda olumlu olmak zorunda olduğumuza inandığımızda başlıyor.
Çünkü hayat yalnızca güzel duygulardan oluşmuyor.
Bazen üzülürüz. Bazen öfkeleniriz. Kıskanırız, korkarız, hayal kırıklığına uğrarız. Bazen de yaşadığımız şeyin iyi bir tarafını o anda göremeyiz. Bunların hiçbiri insanın yeterince güçlü, bilinçli ya da olumlu olmadığı anlamına gelmez.
Aksine, duygular çoğu zaman bize bir şey anlatır.
Öfke, bir sınırımızın ihlal edildiğini gösterebilir. Hayal kırıklığı, önem verdiğimiz bir beklentinin karşılanmadığını söyleyebilir. Kaygı, belirsizliğe karşı bizi hazırlamaya çalışan bir alarm olabilir. Üzüntü ise kaybettiğimiz ya da bizim için değerli olan bir şeyle bağımızı gösterir.
Bu duyguları hemen susturmaya çalıştığımızda mesajı da duyamayabiliriz.
Bir düşünün.
İş yerinde uzun süredir haksızlığa uğradığını düşünen bir arkadaşınız size bunu anlattığında, ona “Boş ver, olumlu düşün” demek gerçekten yardımcı olur mu? Ya da bir ilişkide sürekli değersiz hissettirilen birine “İyi tarafından bak, en azından yalnız değilsin” demek?
Bazen olumlu görünen bir cümle, insanı iyileştirmek yerine bulunduğu yerde tutabilir.
Üstelik sürekli olumlu olmaya çalışmanın başka bir bedeli daha var: İnsan bir süre sonra kötü hissettiği için de kendini kötü hissetmeye başlayabilir.
Önce yaşadığı olay nedeniyle üzülür. Sonra “Neden hâlâ bunu düşünüyorum?” diye kendine kızar. Ardından “Ben neden olumlu kalamıyorum?” diyerek kendisini yargılar.
Böylece tek bir duygu, iki kat yük hâline gelir.
Oysa zihinsel ve duygusal dayanıklılık, hiçbir şeyden etkilenmemek değildir. Yaşadığımız şeyi inkâr etmeden onunla baş edebilme ve sonrasında yeniden yolumuza devam edebilme kapasitesidir.
Belki de kendimize sürekli “Olumlu düşünmeliyim” demek yerine daha gerçekçi sorular sormamız gerekiyor:
Şu anda gerçekten ne hissediyorum?
Bu duygu bana ne anlatmaya çalışıyor?
Değiştirebileceğim bir şey var mı?
Değiştiremiyorsam bununla daha sağlıklı nasıl baş edebilirim?
Çünkü kabul etmek ile teslim olmak aynı şey değildir.
“Şu anda üzgünüm” diyebilmek, “Hep üzgün kalacağım” demek değildir.
“Bu yaşadığım şey beni öfkelendirdi” demek, öfkenin hayatımızı yönetmesine izin vermek değildir.
“Bugün iyi değilim” diyebilmek de umudumuzu kaybettiğimiz anlamına gelmez.
Tam tersine, insan bazen bulunduğu yeri dürüstçe gördüğünde oradan çıkabileceği yolu daha net görebilir.
Kişisel gelişim de tam bu noktada yanlış anlaşılabiliyor. Kendini geliştirmek, sürekli mutlu olmak ya da hayatın her olayında güzel bir anlam bulmak değildir. İnsan olmanın yalnızca aydınlık taraflarını seçip diğer taraflarını yok sayamayız. Gelişim bazen daha iyi hissetmekten önce, gerçekte ne hissettiğimizi fark etmekle başlar.
Belki bazı günler bardağın dolu tarafına bakmak gerekir.
Bazı günler ise bardakta ne kadar su kaldığını dürüstçe görmek.
Çünkü gerçek iyimserlik, “Her şey güzel” diyebilmek değildir. Zor olanı da görebildiğimiz hâlde, onun sonsuza kadar böyle kalmak zorunda olmadığına inanabilmektir.
Bu yüzden bir dahaki sefere kendinizi kötü hissederken hemen üzerini olumlu cümlelerle örtmeye çalışmayın.
Önce duygunuza biraz yer açın.
Adını koyun. Neden orada olduğunu anlamaya çalışın. Size anlatmak istediğini dinleyin. Sonra ne yapabileceğinize bakın.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı daha olumlu düşünmek değil, kendisine karşı daha dürüst olmaktır.
Ve belki de olumlu düşünmenin görünmeyen tarafında tam olarak bu vardır:
Her şeyin iyi olduğunu söylemek değil, her şey iyi değilken de kendimizle kalabilmeyi öğrenmek.

HER ŞEYE OLUMLU BAKMAK GERÇEKTEN İYİ BİR ŞEY Mİ?
1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. • 17 Eylül 2026, 13:47

    bilim adamı olmak . işte burada yatıyor. karşındakini anlamak. sonra onun ile iletişime geçmek. topumun içinde , onların dertlerine ortak olmak. işte bunun için bilim insanı olmak gerekiyor. en iyi mühendis mi, bilim adamı mı bunu en iyi tanımlayan Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu. onun yolundan gidenlere selam olsun. başarılar diliyoruz.

Giriş Yap

Mut'un Sesi Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.