FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 17 Mayıs 2022 99 Görüntüleme

Türkiye’de Çiftçi Olmak

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de kayıtlı çiftçi sayısı 500 binin altına inerek son yılların en düşük seviyesine geriledi. Bu durum Türkiye’nin tarımsal geleceği açısından oldukça karamsar bir tabloyu gözler önüne seriyor. Üretilmeyen ürünlerin ithal edilmesi gittikçe artan cari açığın derinleşmesine sebep oluyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yayınlanan istihdam izleme raporuna göre, kayıtlı çiftçi sayısı yıllık bazda yüzde 13 düşerek 493 bin oldu. Çiftçi sayısında meydana gelen bu azalış gözlemlendiğinde problemin temelinde iki ana sebep yer alıyor. Bu sebeplerden ilki tarımda kullanılan neredeyse her ürün ve girdinin son bir yılda yüzde 300 dolaylarında maliyet artışına uğraması. İkinci sebep ise kontrol edilemeyen kentleşme oranlarıyla köyden kente göçün artması ve köyünden ayrılan üreticinin tekrar köyüne dönme eğiliminde olmaması. Bu sebeplere ek olarak hem Türkiye özelinde hem de dünya genelinde tüketici nüfusun durmadan arttığını gözlemlemekteyiz. Oysa üretici sayısı aynı hızda fakat ters bir orantıda azalmakta. Rusya-Ukrayna savaşından kaynaklı olarak buğday tedarikinin sekteye uğramasına ek olarak geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük buğday ihracatçısı konumunda olan Hindistan’ın da yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle buğday ihracatına sınırlama getirmesi bu alanda krizi beslemiş oldu. Nüfus artış hızı baz alındığında dünya genelinde yaşanacak bir gıda krizinin çıkması ön görülmekteydi ancak bu kadar hızlı yakın bir zamanda olacağı beklenmiyordu. Hesapta olmayan bu sebepler yaşanacak muhtemel gıda krizinin zamanını yaklaştırmış görünüyor.
Konuyu bu geniş perspektiften Türkiye özelinde tekrar ele aldığımızda durumun ciddiyetini daha iyi görmekteyiz. Komşularının savaşta olması ve Türkiye’nin komşu ülke sığınmacılarına ev sahipliği yapması da nüfusun doğal akışı haricinde artmasına sebep olmakta. Düşen çiftçi sayısı ve bahsettiğimiz faktörler neticesinde Türkiye’nin ithalat yapması kaçınılmaz bir hala geliyor. Fakat bu aşamada bir sorun ortaya çıkıyor ki ondan da ilk kısımda bahsettik. Dünyanın gıda ambarı konumundaki ülkeler de çeşitli sebeplerle gıda krizine girmiş durumda. Ortaya çıkan tablo incelendiğinde dış kaynakların sorunumuzu çözmeye yeterli olamayacağını gösteriyor. Çözümü kendi içimizde aramak ve bereketli topraklarımıza dönmek orta ve uzun vadede yapılabilecek en mantıklı hareket. Bunun için ise en genel tabirle çiftçinin para kazanması gerekiyor. Son yıllarda devlet teşviklerinin artması ve çiftçilerin teşvik edilmesi, konunun devlet nezdinde de dikkat çektiğini gösteriyor. Pek çok kalemde yapılan teşvikler üreticiye bir nebze olsun nefes aldırsa da; motorin, gübre, sulama ve ilaç maliyetleri düşmediği sürece çiftçinin sorunu giderilemeyeceğe benziyor. Sorunu giderme aşamasında kaybedilen her yıl, problemin gittikçe derinleşmesine ve çözümü güç bir hale gelmesine sebep oluyor. Umalım ki çözüm aşamasında atılan adımlar arttırılsın ve ülkemiz mevcut potansiyelini kullanarak gıda konusunda ithalatçı değil ihracatçı konuma bir an önce gelsin.

Tema Tasarım | Osgaka.com