FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 2 Kasım 2021 358 Görüntüleme

Sanat Dünyasının Fatma Anası Hakka Yürüdü

“Terden apak olmuş rastıksız kaşı
Dayanmış çapaya durursun Fatma
Ayağa yalınayak başında poşu
Kardan adam gibi erirsin Fatma
Kardan adam gibi eriyor Fatma

Yağın yok tuzun yok, dert kucak kucak
Her sene baharda böyle olur ancak
Zemheride soğuk temmuzda sıcak
Hep senin başına vuruyor Fatma

İnceden inceye ağrıyor başı
Soğudu ısınmaz düğürcek aşı
Çatlamış dudağı çürümüş dişi
Sana çok ızdırap veriyor Fatma

Tomofiller gelmiş misler kokuyor
Yazamıyor ama biraz okuyor
Başaltından dargın dargın bakıyor
Pek bakar kör değil görüyor Fatma.”

1948 yılında dünyaya gelen Mut Kumaçukuru köyünde Fatma Eroğlu, bir ekim günü Hak’ka yürüdü. sanatçı dostlar bir araya geldi. Onu sazlar, nefesler ile uğurladılar.
1966 yılında onu Musa Eroğlu ile evlendirdiler. Eşi askere gittiğinde kızı Figen ile baş başa kaldı. Dağlarda, tarlalarda, onun ile yaşam savaşı verdi. Ormanda ekin tarlasında hem çalıştı, hem çocuğunu büyüttü.
Ona sormadan onu başka birisi ile evlendirdiler. Zor yaşam devam etti. Bir kış günü köylüler cem evinde iken, Musa Eroğlu köye gelmişti. Onunla karşılaştı.
“Fatma beni hala seviyor musun?”
“Evet.” yanıtını alınca,
“O zaman yarın köyün altına gel, kaçalım” dedi.
Sabah erken buluşma yerine gelen Fatma, Musa Eroğlu ile Cipçi Necip’in cipi ile kaçtılar. Ankara Kalesinde yeni bir yaşam başladı. Nazmi Örs’ün gecekonduda yaşam devam etti. Oradan Saime Kadın’da kendi gecekondularını yaptılar. İkinci bir araya gelişlerinden kızı Elvan, oğlu Emrah oldu.
Saime Kadın’daki evleri bir okul gibi idi. Aşıklar, sanatçılar geliyor, onların hepsine analık yapıyordu. Makaralı teyp sürekli çalışıyor, Musa Eroğlu’nun dağarcığı her geçen gün çoğalıyordu. Taşeli yöresi kültürü, Anadolu kültürüne dönüştü. Taşradan gittiğimizde onun evinde konuk olduk. Sohbetlerimiz oldu.
Gecekondudan Tuzlu Çayır’da eve taşındılar. Sonra müzik okulu, Maltepe yaşamı devam etti. Kızlar okudu, oğlu okudu. Hem de en iyi okullarda, onlar okuyamamıştı, ama çocukları okumalıydı.
Musa Eroğlu’nun yanında onun sanat yaşamına renk verdi. O konserlerde, turnelerde olduğu dönemlerde, çocukların, evin sorunlarını ustaca çözdü.
Sonra Mut özlemi, Sertavul’da yayla evi, hayalinde kurduğu bahçeyi yarattılar. Onları 1997 yılında iki yıl kısa süreli sonrasında evlerinin yanında bize aldıkları arsa içine yaptığımız ev ile komşu olarak daha fazla tanıma olanağımız oldu. O bir yengemdi, ama bize abla oldu, ana oldu.
Zaman oldu yemek sofralarını paylaştık. Bahçede çalıştık, yollarda yürüdük. Yayla günlerini iple çektiğimiz oldu. Biz yaylaya gelince, onlarda hemen Ankara’dan geldiler. Yaz geldiğinde sanatçılar, siyaset adamları, yazarlar, çizerler hep konuk oldular. Bizler de onlar ile tanış olduk.
Onu sırlamaya gelen Dr. Servet Ünsal, Ahmet Özgül, Selahattin Aslan, Remzi Kırmızı, Mahmut Özdemir, Ramazan Avşar, Yolcu Bilginç, İmam Çağlayan, Ali Doğan, Hasan Kılavuz Dede ile her zaman birlikte olduk.

İlginizi çekebilir

TARHANA: GELENEKSEL ŞİFACI

TARHANA: GELENEKSEL ŞİFACI

Tema Tasarım | Osgaka.com