Önümüzdeki bir hafta boyunca zaman zaman iyi beslenemeyeceğimiz bilgimizle evimizdeki besleyici derinliktekine benzer bir kahvaltının ardından yeniden omuzladığımızda sırt çantalarımızı, dayandığımızda batonlarımıza zaman, yaklaşık bir saate yakın bir süre İlk Çeşme’de kaldığımızı gösteriyordu. Önümüzde uzanan yaklaşık üç kilometre yürünecek bir mesafenin ardından Dere köyüne varacağız. O arada bir Selçuklu köprüsünü göreceğiz. İkinci Selçuklu köprüsünden Deli Çay’ı geçip çok da uzun olmayan etrafı tamam bahçelerle örgülü yer yer bahçe evi formunda evler olan gölgeler içinden geçeceğiz. Bahis konusu yaptığım iki köprünün de yenilenmesinin yeni yapıldığını söylemeliyim. Yenilenmeden önceki hallerinide biliyorum. Biraz sonra varacağımız ilk köprünün güney yönde kemerinin orta üst kısmında kitabe değil ama imza kabilinde bir yazı vardı ilk incelediğimde. Fotoğraflamıştım. Fotoğraf birikimimin bir yerlerinde duruyor olmalı. Dahası o fotoğrafı tam cepheden çekebilmek için neredeyse Deliçay’la kaynaşıyordum ki nasip olmamıştı. İlerideki köprüde yazı çizi kitabe anlamında bir iz yoktu. Şimdi her ikisinin de kitabesi var amaSelçuklu ya da Karamanoğlu yapımı olarak öngördüğümüz köprüler Osmanlı yapımı olarak anlatılıyor. Bu öngörünün nedeni birçok kişi tarafından bilinen bir durum olmakla birlikte bilmeyenler için kısa bir söz edeyim. Osmanlı ve Karamanoğlu’nun beylik olarak kuruluşları oldukça yakın sayılır. Dahası Karamanoğlu Osmanlı’dan elli yıl kadar önce Anadolu’da var olan bir büyük kitledir. Yaklaşık iki yüz elli yıl kadar beylik boyutunu aşamasa da var olma savaşını sürdürmüş. Osmanlı ile akraba olduğu dönemde dahil sürgit bir rekabet içinde olmuştur. Sonuç olarak bir başarı elde edemese de ciddi bir rahatsızlık verdiği açık olup Osmanlı yanından da yolculuğunda her arkasını döndüğünde geriye bakmasını gerektiren bu sorunlu durumun öncelikle giderilmesi gereği açıktır. Öte yandan bölgeye yerleşmiş, İran Selçuklularının amansız muhalifi Buka, Yağmur, Kızıl, Anasıoğlu gibi Selçuklu boyları her ne kadar beylik ya da devlet olarak varlık gösterme yeterliliğinde olamasalar da kalıcı muhalif karakterli boylardır. Adeta soykırım gibi bir zorunlu göç Balkanlara, evladı fatihan süslemesi adı altında Laranda ve çevresi Türkmenlerine yaşatılmışsa da Kızıl ve soyu önemli oranda bölgede varlığını devam ettirmektedir. Kökenlerinde var olan muhalif kimlikleriyle doğalarına uygun olan şekilde ki bu bizimde tercih edip saygı duyduğumuz bir toplumun genelinde olmasını istediğimiz duruşlarıyla. Unutmayalım ki Türk ulusunun Türk adıyla ilk devletini kuran Büyük Atatürk Kızıl soyundan Kızıl Hafız soyunun Makedon isyancılığı ile harman olmuş devamıdır. Bu durum Osmanlının Laranda bölgesine yatırım yapmasını engelleyen önemli bir gerçekliktir. Yenilenmemiş durumlarındaki kitabelerini de bildiğimizden köprülerin inşası ile ilgili kitabelere katılmaksızlığımız kesindir. Anadolu Selçuklu ve Karamanoğlu’nun devlet olma boyutunda kurumsallaşamamış olmaları da bu fikrimizi beslemektedir. Köprüleri görüp kitabelerini araştırdığımda Karaman Belediyesi’ni İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nü Valiliği arayıp bilgilerini istemiştim. Şimdi hatırlamıyorum ama bir şekilde karayollarına yönlendirilmiş diğer kurumlarda olduğu gibi karayollarından da bilye ulaşamamıştım. Ulaşamamıştım, kurumlar da bir şey bilmiyorlardı. İlk köprüden ilk yürüyüş günlerimizde kâşifler olarak alanı tanımak adına bir defa geçerek Dere köyü yönünde yürüdük. Daha çok o arada bulunan bahçelere ulaşım için yapılmış görünen köprüden Dere köyüne varmak mümkün. Daha ileride olan Deliçay üzerinden Dere köyüne geçiş için kullanılan köprüden önce yenilendi bu köprü. Bu arada yenilenmeyi restore oldu anlamında kullanıyorum. Bilindiği gibi aslen Latince olan restorasyon kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiş durumdadır. Dilimizde de kabul görmüş durumda olup kelimenin mesleki kullanıcılarının severek kullandığı bir kelimedir. Böyleyken, Türkçe kelimeler kullanma özenim gereği tercihim yenilenmeden yana. İlk köprüyü görmek bizi mutlu etti etmesine de yanısıra da üzdü. Batı yönü girişinin taş korkulukları her ne şekilde olmuşsa olmuş önemli oranda yıkılmış. Sanırım köprüyü geçmek isteyen bir traktör olsa gerek hatalı giriş yapmış. Traktör olmalı çünkü daha büyük araçlar geçemez.
Devam edecek. 30 Haziran 2026
30 M – L 1190 7 H – C / III. HAÇLI ORDUSU / 5
0
Paylaş
