Kıyamete inanan bir yurt, bir türlü kıyamet kopmayan bir yurt…
Ne dersiniz?
+++
Dışarı insanı tir tir titretirken sobalı bir odaya giriverirsiniz, ya da tam tersi, kavrulurken temmuz sıcağında serin mi serin bir yere giriverirsiniz…
Başka bir pencere; dürüstlük en temel ilkeniz, yoksulluk, işsizlik, açlık, susuzluk en birinci sorununuz. Olacak ya, sokakta “kimsesiz” bir trilyon buluverdiniz…
Bir pencere daha; hırsızlığa bin bir söz eden taptığınız birisinin hırsızlığı ortaya çıkıverir de bakakalırsınız ya…
Pencere mi yok bu yurtta, yer gök pencere, alın size bir tane daha; köylüsünüz; imeceyle köy konağı yaptınız, muhtarlık ve kooperatif odanız var, köy kahveniz, köy ortak mallarınız var, yine kendi emeğinizle ve olanaklarınızla dağdan içme suyu getirdiniz, bir gece iliniz büyükşehir oldu da bu ortak mallarınız elinizden alınıverdi ya…
+++
İki tane yeşil
İkisinin de en üstündeki yeşili iyi okuyun
Birisi doğa yeşili
Birisi Amerikan ve Arap yeşili…
+++
Birisi, “Bütün olumsuzluklar sistemden kaynaklanıyor, bu yüzden de sistem değişmedikçe çok bir şey değişmez” diyor ve bütün gücünü “sistem değişmeli” ye harcıyor…
Birisi sistemin esiri olmuş, çürüyor çürüyor, çürüme dağıtıyor…
+++
2025 yılı dünya milyarderler listesine Türkiye’den yirminin üzerinde insan girmiş…
Emeklilerin 4 bin lirası bir kuruş artmadı…
+++
İşsizim, acım, yerim yok yurdum yok, kalacak yer arıyorum, bir ekmek çaldım yakalandım, beni sendikacı sayın savcı, gazeteci sayın, aydın sayın…
+++
Antep’teyim, bir baklava sordum, 1600 lira; gözüm ve karnım baklavada, usum cebimde!..
+++
Kalkın
Cehenneme gidiyoruz arkadaşlar
Haydaaaaa!..
+++
Domatesi yakıyor mazot kokusu
Al sana boğuk gırtlağım
Güle güle sustur kalanını
Düşerse pahalılık
Bakanı değil
Yağmuru alkışlayacağım
Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…
