Silifke ile Gülnar yolu üzerinde yer alan, Gülnar İlçemize bağlı bir oba olan Kayrak yerleşimine yalnızca 5 km yakınlıkta kurulmuş bir çadır, bir kaç ağıl…
Burası, deniz düzeyinden 1000 metre yükseltide, soğuğa dayanıklı iğne yapraklı ağaçların arasında kalıp gizlenmiş bir yer…
Yörüklerin azı konar göçer, çoğu obalar ile ovalarda yerleşik düzene geçmişken çoktan, burada buna direnen, yaz kış tek bir yerde konaklayıp yurt tutan bir otağ bulunur…
Kara Halil derler ona… Eşi, çocukları, keçileri ile bir yaşam sürer sessiz sessiz bu ıssızlığın ortasında…
İşte o sessizliği yırtıp atan tatlı bir çığlık olur onun sesi, çadırın içinden sıyrılıp gelir tüm doğallığıyla Elif’in eliyle dilinde bezenmiş becerisi…
Yörük yaşamını anlatır gün gün…
Sıradan, yalın, katıksız bir yaşam akışından eğlenceli kesitler yakalayıp sunar sanal ortamda kendisini izleyen on binlerce özünden kopmuş kentliye…
Kendine bir ad verir yeniden, yeni doğmuş bir oğlağa özenerek, Gezen Oğlak olup tanınır tüm olanaksızlıkları yıkıp geçerek…
Kendine güvenmenin kendin olmaktan geçtiği, ancak bir yandan da kendini geliştirmekle ilerlendiği sıra dışı bir yol onun ki…
Bir yandan ülkenin yüksek yaylalarından birinde yaşarken diğer yandan yine ülkenin yüksek okullarından birinde eğitimini sürdürmekte…
Yeryüzündeki tüm bu var oluş yarışı içinde onun var oluşu çok ayrı bir yerde…
Oyuncağı oğlak, tüm çocukluk arkadaşları yalnızca kardeşleri, tüm komşuları yalnızca anne babası olan bir yaşam içinden kapı aralayıp başını dışarı uzatarak orada olup bitenleri anlatıyor Elif…
Büyük bir bilinç ile bilgi ile bilgelik ile yüklü olan kişiliğinden taşanları, onu kimi yadırgayacak yüz binlerce kişiye ön yargısız armağan ediyor…
BANA BİR YAYLA SEÇİN
Tozu toprağı toplayarak kucağına katar,
Gelir yel !
İner uğuldayarak dağlardan kuz koyakların koynuna…
Güneşin alnında kavrulup sürü güdenlerin,
Çorak topraklarda orak sallayanların vurur çatlamış alnına,
Alın yazılarına…
Direnir Yörük, yüklenir hörgüç, göç tirenir…
Binlerce yıl, yüzlerce dağ ile ova,
Dizilir ardı ardına develer, yaz kış koyun keçi yol gidilir…
Girin şu ardıcın yamacına, yatın yatağına…
Katın keklik sesini, kekik kokusuna…
Atın çatmaları, obaya uzak yurt tutulacak şu otağa…
Gidin, en serininden bana bir yayla seçin…
Bir huğ kurun avarın ortasına…
Bir yaz bir güz gerek bu yayla damına,
Kırkın yünlerini koyunların, büse verin keçinin suyuna…
Balı oğuldan, sütü ağıldan çökelek eyleyin…
Atın bazlamayı saca, tütsün ocağımda baca
Katık edin çantama iki çomaç bir sıkma…
Üç dıkım üç öğün, kalmasın güç günüm dağlarda…
Gidin, bana en serininden bir yayla seçin…

Yazı, dizeler, görüntü çekimleri; Aytaç Kurtuba



