“Sağlığın nasıl?” diye sordu geçenlerde bir arkadaşım.
Çok iyiyim dedim ben de, çok iyiyim!
Arkasından da sürdürdüm:
İki hastalığım vardı, ikisini de sporla ve doğayla yendim.
İlgisini çekti, “Nasıl?” diye sordu bu kez de. Başladım anlatmaya:
Birinci hastalığım kemik erimesiydi. Bir değil üç hastane böyle tanı koydu. Tabi bunun için kemik taramaları yapıldı.
Aslında kemik erimesi kadın hastalığıymış, böyle söyledi doktorlar, hatta doktorun birisi, “On bin erkekte bir olur” demişti.
Ah ne şanslıydım, ya da o doktorlar ne şanslıydı! On binde birdim!
Sözü uzatmayayım, bir süre ilaç iyileştirimi gördüm. Arkasından da ilaçların ilacı spora ve doğaya sarıldım. En iyi D vitamini güneşteydi.
Günlük yürüyüşlerime daha bir özen gösterdim, özellikle yazın yaylada avuçlarıma ve bacaklarıma güneş içirdim, yarım saat, her gün. Yine bindim aracıma dağlara gittim, giysilerimi çıkarıp, yarım saat güneşe uzandım.
Yaklaşık iki yıl sürdü bu. Arkasından bir daha hastanelere, kemik ölçümlerim sapasağlamdı…
İkinci hastalığım akciğerimdeydi; bronşlarım tıkalıydı, soluk almada zorlanıyor, çabuk yoruluyordum…
Kaç doktora gittim, belli bir süre bunun için de iyileştirim (ilaç tedavisi) gördüm.
Yine spora ve doğaya sarıldım.
Bol bol dağlara gittim, temiz havada yürüyüşler yaptım.
Günde iki üç kez onar on beşer dakika soluk alma verme çalışması yaptım.
Mut içindeki günlük yürüyüşlerimde de yaptım bu soluk çalışmalarımı. Hatta o yıllarda hava kirliliği daha bir yoğundu Mut’ta, sağlıklı yürüyüş yapmak neredeyse mümkün değildi. Ben de bindim arabaya hep, kirli havadan uzaklaşıp, yürüyüşümü yapıp geldim.
Sözü yine uzatmayayım, durumum hastalığı yendiğimi söylüyordu zaten, yine hastaneler, akciğerim sapasağlamdı.
Ve sonuç olarak şimdi düşünüyorum da, Mut Çıtlık Doğa Grubunun kurulmasında benim bu iki hastalığımın da payı var. Aslında kurulması kadar iyileşmesinde de.
Bu yüzdün bir daha sarılıyorum günlük yürüyüşlerime ve Mut Çıtlık Doğa Grubuna, bir daha sarılıyorum!..
İKİSİNİ DE SPORLA VE DOĞAYLA YENDİM
0
Paylaş
