FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 29 Haziran 2021 167 Görüntüleme

Küçük Yaşam Kesitleri / 20

Kavaklı köyündendir. Çocuktur daha. Abisiyle arasında beş yaş fark vardır. Abisinin, ilkokul öğretmeninden kalma bir saz hevesi vardır. Babasına yalvarır durur. Babası ise hiç oralı olmaz. Bir akrabaları yeni bir saz almıştır, ilgisi çoktur ya, o sazı görmeye gider. “Bir kuzu verirsen sazı veririm” der akrabası. Sonunda babası razı olur, sazla kuzuyu değişirler.
Abisi sazı tıngırdatmaya başlar ama hiçbir ilerleme gösteremez. Oysa bunun hevesi de büyüktür. Sanki iki günde öğrenecek gibidir. Ama abisi sazı bir türlü buna vermez.
İşte tam o günlerde babası abisini Mersin’e yakın bir yere çoban gönderir.
Saz buna kalır, uçar sevinçten. Bir çalmada bir türküyü çıkarır.
İki yıl sonra abisi bir gelir ki, ohooo, usta olmuştur kardeşi.
Bir gün, nasıl olduysa saz kırılır. Tam 25 yıl eline saz almaz bu. Abisi ise çoktan bırakmıştır zaten.
İçindeki heves sönmeyecek bir hevesmiş ki, 25 yıl sonra Ankara’ya, A.Rıza Yılmaz’a telefon açar, kendisine güzel bir saz yapmasını ister.
Çaldıkça hevesi daha da artar.
Bir ara dışarıya, pencereye asar bu sazı. Olacak ya, bir yel eser, düşürür sazı, bu saz da kırılır.
Çok saza bakar ama aradığı sazı bir türlü bulamaz.
Bir gün yolu Çukurbağ köyüne düşer. Saz ustası Rifat Mehmet’in yaptığı bir sazı gösterirler buna. Aradığı saz budur işte, hemen alır.
Şimdi bu sazı çalmaktadır Veysel. Arkadaşıdır, yoldaşıdır saz. Çaldıkça daha da hevesi…
+++
Kırk iki kişiydiler, dağ başında kalakaldılar. Bir anda dev bir sorumluluk bindi omuzlarına. Birer ikişer birer ikişer, hepsinin sağlıklı bir şekilde evlerine gitmesini bekledi. O herkesi beklemişti sabaha kadar, bir kişi de onu beklemişti.
İlk tanıyorlardı birbirlerini.
“Kız arkadaşın kim guzumm?”
“Gecenin gülü anne, gecenin gülü!”
+++
Şemsiye yetmiyordu, sicim gibi yağıyordu yağmur…
Ana caddedeydi, trafik ışıklarına yaklaşmıştı, ayakkabıları su almıştı…
Kırmızı ışığa yakalanmamak için bir araç öyle bir hızlı geçti ki yanından, sol yönü tümüyle ıslandı.
Siyah bir araçtı, ışıkları geçince durdu, sürücüsü indi, doğru kahveye girdi.
Bu kadar da olmazdı, koştu.
Sürücü çabuk çıktı kahveden:
“Yaptığınızı gördünüz mü?”
“Ne yapmışım ki!?”
“İşte, her yerim yamyaş!”
“Ne yapabilirim ki, anayol, yeşil ışık, hem de görmedim.”
“Beni ıslatma hakkınız yok, kent içi burası, yağmur yağıyor, göreceksiniz.”
“Ne diyorsun sen bee! Dangalak!”
Soğukkanlılığı ağır bastı ıslananın. Tam o anda da araya birisi girdi:
“Uzatın ellerinizi” dedi, “burası anayol, Karayollarına bağlı, birbiriniz kadar Karayollarına bağırın asıl!”

Tema Tasarım | Osgaka.com