Namaz vakitleri —
  • İmsak 00:00
  • Güneş 00:00
  • Öğle 00:00
  • İkindi 00:00
  • Akşam 00:00
  • Yatsı 00:00
  • Sonraki namaza kalan süre
    00
    SAAT
    :
    00
    DAKİKA
    :
    00
    SANİYE
  1. Haberler
  2. Haber
  3. Yazarlar
  4. PERS YOLU’NDA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 40

PERS YOLU’NDA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 40

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yörük’dür, çünkü küçükbaş hayvancılıkla uğraşırlar, mevsimsel göçebedirler. Kışları Pers Yolu’nun Mut ilçesinin Kemenli köyünde kışlayıp, baharla birlikte Kestel Dağı’nı aşıp, hayvanlarıyla birlikte yaklaşık beş gün civarı süren bir yolculukla Abe Yaylası’na gelirler. Ardıç ağaçlarının genç, eğip bükmeye uygun dallarından yontularak, eğerek, bükerek, kurutulup şekillendirilen ve bu işlemlerden sonra hep öyle kalan, uzun zamanlar kullanılan ve adına çatma denilen iskeletin, kıldan yapılmış dokumalarla kaplanmasıyla oluşan çadırlarda yaşarlar. Taki son güze kadar. Bazen sadece çoban ve hayvanları olmak üzere daha da geç zamana kışın çökme vakitlerine kadar yayla da kalırlar. Bu arada 1980’li yıllara kadar çok yoğun, 1990’lı yıllara kadar azalarak devam eden yoğunluk da olmak üzere cuma günlerini Kavaközü köyünde geçirirler, namaz kılarlar bakkallardan alış veriş yaparlar, kahvelerde kâğıt oyunları oynayarak sosyalleşirler. Bütün bir Abe Yaylalıların Kavaközü’nde bulunanları cami çıkışı köylü arasında paylaşılarak evlere öğle yemeğine götürülürler. Bu yaşam örgüsünün içinde ürettikleri küçükbaş hayvanlarının sütlerini de Abe’de kurulan bir süt alım merkezine dökerler. Kavaközü merkezinde kurulu mevsimsel olarak kaşar peyniri üretilen mandıraya götürülmesi için. Dökerler kelimesi yörede kullanılan ve sütü Abe’deki süt alım görevlisine teslim etmek anlamındadır. Sütün, üreticinin taşıma kabından, alıcının kabına dökülerek teslim edilmesinden dolayı bu kelime kullanılır. İşte Kemenli Yörüklerinin yaşayarak tanık olduğum hikâyesinin bir kısmı bunlar. Onlara dair bu yazdıklarım 1990 yılına kadar yaşananların kaleme alınmışı. 1990’lı yıllardan sonra tamamen değişen Türkiye kapitalizminin gelişimi gereği Abeliler küçükbaş hayvancılığı bitirip, Kemenli köyünde tarım ürünleri üretmeye yöneldiler. Doğal olarak yaylaya gelenler azaldıkça azaldı. Büyük sürülerin yerini küçük sürüler, çatmalı kıl çadırların yerini demir iskeletli mavi renkli naylon çadırlar aldı. Şimdilerde hayvancılık yapan birkaç aile yine geliyor, ama eski günler bir başkaydı. Bu arada daha önce konu ettiğim gibi yaşanan ekonomik gelişmeler sonucu Kavaközü de önemli oranda boşalmıştı. Ne Osman Ata’nın Karadeğirmen’i, kahvesi, bakkalı, ne Kart Hakkı diye bilinen Hakkı Çetin’in ne de Hacıbiş diye bilinen Mustafa Ateş’in bakkalı, ne de Şıh Memet diye bilinen Mehmet Top’un duvarlarında Demirgrat dedikleri afişler asılı bakkalı ve kahvesi kalmıştı. Bir tek köy kahvesiyle kalakalmıştı koca Kavaközü.
Bulunduğumuz Hanyıkığı çevresine dair şimdiye kadar elde edebildiğim bilgiler dâhilinde söyleyebileceğim şeyleri söyledim. Son olarak Haydarınyakası isminin kökeninin neler olabileceğini de söyleyip Abe eteklerini geçip yapıldığı günden bu yanaki alt yapısıyla duran Pers Yolu’nda ilerleyeceğiz ki, etrafımızı ardıç ağaçları saracak, yolun sıfır tarihinde gölgelerinde yarım saat kadar sürecek mola vereceğiz.
Pers Yolu’nun etkileşim alanı içerisinde yabani kelimesine eş düşen haydari kelimesi de kullanılır. Yabani ya da haydari kelimesinin anlamı gibi Haydarınyakası, zaman zaman kuru tarım yapılan, oldukça eğimli, yer yer tarım alanı olmayan, yer yer çam ve andız ağaçlarıyla kaplı eğimli bir alandır. Bu eğimli alanlar öküze ata koşulmuş sabanlarla rahatlıkla olmadan da olsa sürülse de bugünkü traktörlerle eğimden dolayı sürülemez yerlerdir. Dolayısı ile buralar 1980’li yıllardan sonra hemen hemen ekilmeyen, tarımsal verimi düşük, basit deyimle para kazandırmayan yerlerdir. Öte yandan büyük olasılıkla Haydarınyakası ekip dikme için sürülmeye başlanmadan önce, örneğin Abe özündeki geniş tarım alanları ekilip dikilirken, verimsiz olacağı düşünülerek sürülmeyen yerlerden. Böyle yerlere verimsizliğini, yabani yaşamın devam ettiği yerler, insan müdahalesinin olmadığı, el değmemiş yer anlamını ifade etmek üzere “haydari” denir. Bundan dolayı yöre halkı buraya haydari demiş olsa gerek. Haydarınyakası yer isminin kökeninin bu yabanıllık, verimsizlik olması birinci olasılık diye düşünürüm. Birinci olasılık çünkü bilinci maddenin yarattığı bilimsel yaklaşımı bize, yaşamın öğrettiği gerçeklerden temel olanlardan biridir. İkinci ve çok düşük bir ihtimalle tıpkı Pepe Mepus Ali Bey gibi adı Haydar olan birinin burayı sahiplenmiş olmasıdır. Bu ikinci olasılıkta da Haydarınyakası ismi oluşmuş olur.
Bu açıklamalarla yürüyüşümüzün Abe eteğine çıkmış oluyoruz. Yukarıda bahis ettiğimiz ardıç ağaçlarının arasına gireceğiz ama yolumuzu kesen minik bir göletten de bahsetmek gerekir.
Devam edecek. 11. Mart 2026

PERS YOLU’NDA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 40
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Mut'un Sesi Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Bizi Takip Edin