Değerli okuyucularım bugün iki ara veriyoruz. 30 M – L 1190 7 H – C başlıklı / III. Haçlı Ordusu başlıklı çalışmamıza. Bunun nedeni yine Pers Yolu ile ilgili olan ama bir başka göz, Karaman basın dünyasının güçlü kalemi, Landa Kadın Kooperatifi Başkanı Güler Pınarbaşı üstadın Pers Yolu üzerine yazdığı iki yazı. İlkini sunuyorum sizlere. Öbür hafta ikincisi gelecek.
Dahası var. Karamanlı Landa, Güler üstadımın girişimiyle bu yıl Pers Yolu yürüyüşünün toplanma günü olan 21-22 Ağustos günlerinde Aktekke Meydanı’nda yürüyüşe katılıp Karaman’a gelen yürüyüşçülere tanıtım yapacaklar. Devamında güçlerinin yettiğince Landalı kadınlar olarak yürüyecekler.
Karaman ve Pers Yolu adına güzel bir adım. Landa ve başkanı Güler Hocamı kutluyorum. Yarar üretmesi temennimle.
Buyrun bir Karamanlı gözünden Pers Yolu’na birlikte bakalım.
Bazen bir şehre turist gelmez.
Bazen bir şehre ayna gelir.
Geçtiğimiz kış aylarında Karaman’da, Pers Yolu’nun taşlarına basarak yürüyen bir Fransız vardı. Sırt çantası, tozlanmış botları, sakin bakışları… Ne protokol bekledi, ne alkış, ne karşılama pankartı. Geldi, yürüdü, baktı, gezdi, gitti… Belki de bizden çok bizi gördü.
Ben o an şunu düşündüm: Biz bazen üstünde yaşadığımız toprağın hikâyesini, başka ülkeden gelen biri hatırlatınca fark ediyoruz.
Karaman ile Mut arasında uzanan Pers Yolu, yalnızca bir trekking rotası değil. Yaklaşık 2500 yıllık bir hafıza çizgisi. Antik Pers İmparatorluğu’nun Anadolu’daki ulaşım ve haberleşme ağlarının parçası olan bu güzergâhın kökleri Akhaimenid dönemine, yani MÖ 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Pers Kralı I. Darius döneminde sistemli biçimde kullanılan “Kral Yolu”, imparatorluğun doğusu ile batısını birbirine bağlıyordu; ticaret, ordu, haberleşme ve devlet aklı bu yollar üzerinden akıyordu. Herodotos’un anlattığı bu ağ, dönemin en büyük lojistik devrimlerinden biriydi. Anadolu’da kuzey ve güney rotalarının kullanıldığına dair akademik çalışmalar da bunu destekliyor.
Karaman-Mut hattındaki bu bölüm ise 2010 yılında yeniden keşfedildi; yaklaşık 85 kilometrelik Karaman etabı, boğazlardan yaylalara, tarihi köprülerden antik kalıntılara uzanan eşsiz bir rota sunuyor. 2023’te yeniden organize edilen toplu yürüyüşlerle bu yol tekrar nefes almaya başladı.
Ama mesele yolun yaşı değil.
Mesele şu: Fransa’dan biri kalkıp binlerce kilometre öteden geliyor, bizim taşımıza dokunuyor, bizim dağımıza bakıyor, bizim tarihimizin izini sürüyor…
Peki biz?
Biz kaç kere Pers Yolu’na “bizim” gözüyle baktık?
Kaç kere çocuklarımızı oraya götürdük?
Kaç kere “Karaman’ın dünya ölçeğinde anlatılabilecek hikâyeleri var” dedik?
Acı gerçek şu: Bazen yabancılar bizim mirasımıza, bizden daha az yabancı.
O Fransız belki sadece yürüyüş yaptı.
Ama farkında olmadan bir şehre şu soruyu bıraktı: “Ben buraya kadar geldim… Siz kendi yolunuza ne kadar yakınsınız?”
Belki de Pers Yolu’nun asıl başlangıç noktası taşlar değil.
Utanma duygusudur.
Sonra merak.
Sonra sahip çıkma.
Ve belki Karaman’ın geleceği, tam da o ilk adımda başlar. Başlasın.



