O güzel sohbetin ardından Gezende Barajı’nın sahiline indik. İndik dediysem, hemen indik. Yakın, öyle yani. Muhteşem incir ağaçları var çevrede o tarihlerde ama pek yiyecek incir göremedik. Topluyorlar demek ki. Görsek “göz hakkı” deyip çökeceğiz ama…
Bir süre sahilde vakit geçirdik. Suda olmak he zaman güzel bir durum bizim için ve çok insan dahası canlı için. Sonuçta boşuna denmiyor, su yaşamdır diye. Buradaysa istenmeyen durum, bu tip durgun sularda kıyının milli olması. Sıkıntı etmiyor, hazır olduğumuzda yola düşüyoruz. Barajın geçişleri kontrol eden güvenlik binalarına oldukça yakınlaştığımız bir yerde doğu yönde yol ayrılır. Ham toprak yol. Burası Gezende Kanyonu denilen kısma gider. O tarih için kanyona yönelmedik. Hedefimizde Ermenek var. Yolda ya da Ermenek’te çadırımızı kurup geceyi buralarda bir yerde geçirmeyi kuruyoruz ama bir türlü uygun bir yer rast gelmiyor bize göre. Bize göre derken, bizim tercih ettiğimiz demek istiyorum. Yoksa illa bir yer var. Biz biraz fazla seçiciyiz. Derken baraj havzasından çıktık, Ermenek.
Ermenek’e girmiyorum bu satırlarda. Konumuz değil ondan. Şimdi bu yola İnce Gıda Zeytinyağı çıkışlı olarak, Çınaraltı Parkı, Ermenek yolu üzerinden girdik. Suçatı, Beci köyleri üzerinden ilerleyerek devam ediyoruz. Yerköprü Şelalesi’ne denk gelebilecek bir yerde gidiş yönünde yüksek bir kaya kütlesi var. Üzerinde fotoğraf çektirmek istedi aslanlar. Çıktık, çekindik. Biraz daha ilerleyince muhteşem Gezende Barajı vadisine vardık ve o doyulmaz manzarayı soluduk. Fotoğraflarda çekildi tabi.
Derken baraj sapağı, güney yönde sallanma. Aşağıda bir göl var ama etraf susuzluktan kırılmış. Karşı yakadan yıllar önde baraja doğru inerken gördüğümüz incir sıklığında olmasa da incir ağırlıklı ağaçlar var çevrede, ama toprağın susuzluğu o kadar ileri ki ne ağaçlar büyüyebilmiş ne de meyveleri. Üzülüyor insan.
Bu defa güvenlik önceki gelişimde olduğu kadar sıkı, kalabalık değil. Mahcup görünümlü çekinik bir güvenlikçi karşıladı bizi. Konuyu açtık. Su sorduk. Yol sorduk. Gerisi tamam da, çeşmeden akan suyu sanki önce kaynatmışlar da sonra su sistemine koymuşlar. Aldık. Başka yok.
Daha önce girmediğimiz yola bu defa girdik. Ekip ayrı tabi. Kanyon Bursa ekibiyiz bu defa. Yine etrafına incir dikilmiş yoldan ilerledik. Etrafta aile oldukları anlaşılan gruplar var. Sıcak onları etkilemiyor olmalı, öyle görünüyor. Çok sürmedi baraj kapaklarının olduğu kısma geldik. Araçtan indik ama hiç inesimiz yok, sıcaktan. Gördüğümüz yer bana gelin demiyordu. Söylemiştim size diyorum. Burada bir kanyon olayı yok. Baraj yapılıp su tutulunca Ermenek Çayı’nın yatağı boşalmış. Hemen aşağıdaki Yerköprü’ye kadar bir boşluk oluşmuş. Arada su kaynağı yok. Barajdan da su sızmıyor. Baharda belki kapaklardan bir miktar sızan su havanın serin olması nedeni ile buharlaşmamakta, çukurlarda toplanmakta. Buralarda yağmur suları falan da birikiyor. Yoğun kullanılmayan bir yer olduğu için sular pırıl pırıl durulaşıp ışıldıyor. Bu netlik görsele aktarıldığı zaman daha bir güzel görünüyor. Biraz daha ilerleyip Yılmaz Hocam ile görmek istiyoruz. O da ne, ayaklarımız altındaki dev toprak kitle beş santimetre kadar açılmış. Yılmaz’ı kolundan çekip uyarıyorum. Geri çekiliyoruz. Barajdan sızarak taşan sular killi toprak kütleyi alttan oyup, boşa düşürmüş olmalı. Ayaklarımız altındaki açıklık bunun sonucu. Arabayı geri çekelim dedim Yılmaz’a, çekti.
Tayfa ile hep birlikte hayal kırıklığı yaşıyoruz. Onlara uyarmıştım diyecem, ama demiyorum. Sıcak bir yandan, gördüklerimiz bir yandan, yolculuk bir yandan yormuştu onları. Şimdi haklı olmanın bir anlamı yoktu.
Geldik madem aşağılara doğru bir miktar inelim isterseniz, dedim demeye de gitmek isteyen yok. Bu arada görsellerde gördüğümüz su birikinti yerlerinin nereler olduğunu gösteriyoruz birbirimize. Hıhı sesleri çıkıyor değişik ağızlardan. Uzatmayayım dönüşe geçiyoruz.
Sanal ortamdaki Gezende Kanyonu adı altında görsel paylaşanları tebrik ediyorum doğrusu, ama bilmelerini isterim ki, sonuç amaçladıkları ya da planladıkları gibi olmuyor.
Geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz.
Hedef Yerköprü Şelalesi.
Bu macerayı burada bırakıyorum. Sonra devam edeceğim. Şimdi Pers Yolu maceramız başladı. Gündeme taşımalı, yeterince duyulmasını sağlamalıyım. Sanal iletişimde fena değilim. Ulusal düzeyde duyurmam fena olmadı şu ana kadar. 29 Temmuz’da yapmıştım ilk paylaşımı. Şu ana kadar canım ülkemin dört bir yanından yüz civarı katılım oldu. Sevindirici.
Haftaya Pers Yolu’nda buluşmak üzere.
BATI KESTEL GEÇERKEN / 6
0
Paylaş
