FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 31 Ocak 2023 155 Görüntüleme

Beni Affet Ustam

Hırçın dalgalarda boğuldu sesim, asi rüzgârlarla savruldu yüreğim ve hoyrat bakışlarda kaldı gözlerim.
Çılgın zamanların çılgın sözleriyle seslensem, bir yağmur bulutu olup ansızın geliversem sokağına ve rengârenk hayaller kurup sağanak sağanak yağsam gönül bahçene beni duyar mısın usta?
Biliyorum seni yazmadım sana veda edemedim diye bana kırgınsın bana dargınsın. Haklısın hem de çok haklısın ama dardayım usta dardayım. Sen gittin gideli engin denizleri aşamıyor sensiz yerlere sığamıyorum desem inanır mısın? Sensizliğim köpük köpük karışıp giderken okyanuslara sicim sicim yağan yağmur hatırlatıyor bensiz gidişini. Uykusuz gecelere inat birde toprak kokusu karışınca düşlerime ne sen göklere sığıyorsun ne de ben yeryüzüne. Ne olur ara sıra yağmur olup gelsen, sevginle ıslansam sırılsıklam ve dostluk rüzgârları okşasa ruhumu. Olmadı usta olmadı bu zamansız gidiş sana hiç ama hiç yakışmadı. Sensizliğim sessizce aramızdan ayrılıp giderken ben dostluğun sesine hasret sokaklarda geceden karanlık sessiz çığlıklarımla hiç oluyorum. O yüzden bugün senin sevgi dolu yüreğinle konuşmak pembeye çalan kaleminle yazmak istiyorum usta. Yalnız hiçbir sözüm hüsrana bağlanmayacak bilesin. Ucu açık satırlarım kapansın yarım kalan başarılarım tamamlansın diye az emek vermedin, suskunluğa teslim olan yüreğimle az dertleşmedin.
Şimdi dostluğun yamaçlarında sevgiyle çağlayan sözlerin dinlenirken koynumda elime tutuşturduğun kalemin utanıyor çıraklığından ve yazdıkça sensizliğe sarılan anılar damla damla dökülüyor gözlerimden. Çünkü sevgi ateşböceğinin kanadına takılıp gitmiş bize de uç uç böceğim demek düşmüş.
Sana veda ediyorum diye bana kızma bana darılma usta! Hani cansız bedenime candın, hiç bırakmayacaktın ellerimi. Hani geleceğin maviliklerine yelken açıp mutluluğa boğulacaktık! Hani sonsuza kadar yanımda kalacaktın. Olmadı be ustam olamadın. Şimdi sensiz günlerimin arsızlığı vuruyor düşlerime o yüzden zor olsa da sana veda ediyorum usta. Beni affet! Yolumu şaşırdım sana sığındım heceyi kaçırdım söze sığındım. Onun için yeni baştan yaz kaderimi, yeniden tut ellerimden. Bak elimde sazın, dilimde sözünle dolaşıyorum ıssız sokaklarda.
Beni affet Ustam…
Çünkü affetmek ustaların işidir.
Güzel konuşmayı, zarif davranmayı birde karşılıksız sevmeyi senden öğrendim usta. Bak bugün tutsak şehirlerde suskunluğa teslim olan bir yüreğe seslenmenin telaşını yaşıyorum. Tüm bunları yaşamaya çalışırken yüreğimin atışlarını hissedip, kanatlarımın acı çırpınışlarını duymaktan ve yaşama katılmayışından yoruldum usta. O yüzden vazgeçtim sevmekten sevilmekten, yemekten içmekten ve bedenime aldığım her nefesin usul usul çıkışını kontrol etmekten vazgeçtim usta. Neden mi? Yürüdüğüm her yolun sonunda sensizliğe açılan kapıları geçmekten, taş duvarlara hapsolan yokluğunu solumaktan ve sensiz sabahlara uyanmaktan yoruldum. Gözümden süzülen yaşların yanağımdaki gamzeleri paramparça etmesinden yoruldum. O yüzden vazgeçtim sensiz yolları yürümekten, çektiğim her nefesi anlamsızca solumaktan ve sırlarımı sensiz seninle paylaşmaktan yoruldum. Senden, benden vazgeçtim usta. İstersen gel beraber vazgeçelim dosta ayarlı zamanlarımızdan…
Ah ustam ah! Vazgeçtim, sana veda ediyorum desem de yüreğimin ta derinlerinde dinmeyen inceden inceye bedenime yayılan bir sızı var. Senli zamanların gölgesinde yudumladığım çayları sensizliğin kuytularında dinlediğim şarkılarla harmanlıyorum geçmiyor. Her yudumda dostluğun sıcaklığı damağıma takılırken; bir çift sözün geliyor aklıma, “Onsuz bir anlamı olmadığını söyle ona, deli divane bir gönlün kuytularda ağladığını söyle ona” diyorsun. Sen değil miydin yaralarımı sarıp acılarıma merhem olan, sen değil miydin sorgusuz sualsiz sevdama sahip çıkan. Şimdi şefkatinle sardığın sazlar çalınmıyor gönlümün yamaçlarında, sevgiyle çağlayan sözlerin ve bir göl gibi engin bakışların hasretinden çatlıyor duvarlarımda ve suskun yüreğim kanatlanıyor gökyüzüne. Yıldızlarda buluşup tatlı tatlı konuşalım istiyorum olmuyor. Özlemin ilmek ilmek işlediğim dizelerde gezinirken sırlarını sakladığım ölümsüz sayfalar adını sayıklıyor ve bohçalar dolusu umutlarım yüreğimin en kuytu köşesinde küfleniyor. Her yanımı sarmışken sensizlik ve tüm dünya sessizlik içindeyken anlatamam usta benden gidişini yüreğin kaldırmaz. İncinirsin belki kırılırsın diye anlatamam. Çünkü sokaklar sensiz, duygular ıssız ve insanlar vefasız usta…
Evet, usta sen yoksun ya! Ne yazmayı ne de konuşmayı becerebiliyorum, unuttum her şeyi, yine isyanlarda yüreğim. Yolumu bulamıyorum usta. Ne gözümün gördüğü yerde ne de gönlümün isyan ettiği yerdesin. Bak şiirlerimde imgelere bile yer vermiyorum. Neden mi? Hiçbir sözcük karşılamıyor yokluğunu. Çünkü bir şair geçti bu sokaklardan ve en güzel kalemim kırıldı diyorum kimse inanmıyor. Belki yazardım belki de en güzel resmi yakamozların kalemiyle gökyüzüne çizerdim, şayet yüreğime işlenen güzel sözlerin ve birde güneşi kıskandıran bakışların olsaydı
Daha doğmadan güneş kirpiklerime astığım her bir sözün süzülürken sayfalara bir ağaran saçların bir de kırlaşmış sakallarına dokunuyor ellerim. Her bir teline maziyi sarıyorum olmuyor. O yüzden sana veda ediyorum usta. Bari doya doya ağlayayım gidişine, bari veda ederken affet ustam. Hani yazıyla konuşmayı başarmıştım ya usta, başaramamışım. Beni öyle çok şımartmışsın ki kendimi yazar sanmışım ama yazamadım usta.Hani yaşamla barışmayı başaran bir kalemden çok şey öğreneceğim diyordun ya! Yalan be usta yalan.
Ben hiçbir şey bilmiyormuşum. O yüzden beni affet!
O yüzden yazıyla değil seninle konuşmayı istiyorum ustam.
Yaşamla barışamadım bari senin gidişinle barışayım. Usta beni affet! Seni yazmayacağım dedim ya!
Kırıldı kalemim, incindi yüreğim. Olmuyor usta olmuyor sensiz bir günüm geçmiyor.
Ondandır sır oluşun, Ondandır satırlara dökülüşün.
Usta bugün beni affet dedikçe gözümden süzülen yaşlara ve çılgınca sözlerine inat edercesine buram buram odama yayılan yosun kokunla saçıldın satırlara. Beni konuşturma. Gözlerimdeki neme yüreğimdeki gama aldırma, gel bereketim ol karış toprağıma. Gel ki buğulu serinliğinde dinlensin yüreğim.
Hakkını helal et ustam!
Ben senden gidiyorum desem de elimde kalemin, dalga dalga ruhuma dokunuşların ve birde verdiğin sözlerin çınlıyor kulağımda.
Ben seni hak etmiyorum usta hak etmiyorum. Tutkuyla sarıldığım kalemim sende kaldı. Al kalemini elimden, al sözlerimi dilimden sana yakışıyor bu kalem, senin dilinden dökülüyor en güzel sözler.
O yüzden beni affet Ustam beni affet! Sevgiyle sarılışına, yürekten bakışına hasret kalsam da umutlarım son sahneye takılıp kalsa da o yosun tutan deniz kokunla kalacaksın ya! Vedalara alışkın olan yüreğim; anlatılmayan, anlaşılmayan vakitsiz gidişin ve sensizliğe dargın kalemimle sana veda ediyorum usta!
Hani ne kadar uzak olursan ol bir gün buluşacağız diyordun ya! İnanmıyorum ama umut ediyorum kalemin hatırına.
Umut karanlık bir geceye benzer, keşke bir güneş olup doğsan sabahlarıma ve keşke bir mucize olsa çalsan kapımı…
Sevgiyle, saygıyla ve dostlukla selamlıyorum.
29 Ekim 2022

Tema Tasarım | Osgaka.com