“Bir doktorla yetinmedim, üç doktor da “Anjiyo olacaksın” dedi.
Karaman Hastanesine vardık işte, anjiyo için kayıt yaptırıyoruz. Yanımda çocuklar da var. “Baba sen otur, biz yaptırırız” dediler. Ben de oturdum oraya, salona. Bir baktım, karşıda kitaplık gibi bir şey var. Ahşaptan yapılmış, üzerinde de “OKU” yazıyor. Çok güzel, çok hoşuma gitti. “Ulen!” dedim kendi kendime, “Beni iki üç gün salmazlar bunlar, diyaliz hastasıyım da zaten, odada da zaman geçmez, bunu biliyorum, en iyisi buradan bir iki kitap seçeyim, okur dururum…”
Ulen arkadaş kitapların yarısı Kuranı Kerim, sırf Kuranı Kerim, başka bir şey yok, üç dört tanesi de yarısı Arapça yazılmış yarısı Türkçe, gerisi broşür, kitapçık, Elifbayı nasıl öğreniriz, nasıl namaz kılarız, Arapça, şu, bu…
Hep böyle arkadaş, hep böyle…
Yahu bir tane bile güncel bir şey yok; ne bir dergi, ne bir kitap, ne yerel bir şey, hiçbir şey yok! Din ve Arapça. Çağdaş yazarları zaten arama!
“Ulen” dedim yine kendi kendime; kızdım da biraz, Karaman’ın girişine Karamanoğlu Mehmet Beyin anıtını diker, fermanını eline tutuşturursunuz, “Bundan böyle Türkçeden başka dil kullanılmayacak” dedirtirsiniz. Çıkışına böyle, parklarına böyle… Dil Bayramını taa Balgusan’dan başlatırsınız, Ermenek’ten Karaman’a kadar kutlarsınız, Mehmet Beyi öve öve bitiremezsiniz, onunla gurur duyarsınız…”
Ama koskoca hastanenin kitaplığında doğru dürüst bir tane Türkçe bir şey yok! Bu nasıl bir şey arkadaş! Bu nasıl büyük bir çelişki!..
Karamanoğlu Mehmet Bey çıksa gelse, ne der size, ne der!?..
Velhasıl, dediğim iki iki gün yatırdılar beni.
Tabi okuyacak bir kitap da bulamadın orada…
Peki ne yapayım şimdi ben bunları size anlatmaktan başka?..
Dolmuş barajımın kapaklarını açıyorum birazcık, hepsi o kadar.
Haa bir de, Karaman’ın yazarının çizerinin kulağını da çınlatmış olurum birazcık.”
Son yıllarda “Arapça dayatması” yoğunlaştı…
Baksanıza; İstanbul’da bir çalıştay yapılıyor, “Yaşayan Arap Aydınlar Çalıştayı” adı da.
Peki hangi Arap yurdunda “Yaşayan Türk Aydınlar Çalıştayı” yapıldı, yapılıyor?
Hiçbirisinde, hiçbirisinde!
“Allah Türkçe bilmiyor mu?” demişti bir ozan.
