Anamın okuma yazması yoktu. Derslerime hiç karışmadı. Babam ilkokul üçten ayılmıştı. Üçüncü sınıfa kadar derslerime karıştı. İlk dörtte benim ile ilgilenen olmadı. Matematikten ecel teri döküyordum. Köye sıtma mücadeleci Fethi Amca geldi. Biz de misafir kaldı. Ağlıyordum, bir türlü çarpım tablosunu yapamıyordum. Bana çapım tablosunu öğretti. Hala o bilgilerden yararlanmağa devam ediyorum.
Ortaokul birinci sınıfta Matematik ve Fransızcadan ikmale kaldım. Gökbelen yakınlarında ormanda kesim yapan Molla Goca’nın oğlu Cuma Topuz (sonra Güneyli oldu) Gökbelen kaşında çardaklarının yanında, ardıcın dibinde , beni matematiğe çalıştırdı.
Babamın berber dükkanında ağlıyordum. Rahmetli Sadık Taşucu gördü.
“Ne yapıyorsun?”
“Fransızcadan ikmale kaldım.” dedim.
“Fransızca’dan ikmale mi kalınırmış. Al kitabını, defterini bize gel dedi.”
Derenin kenarında bir evleri vardı. Gittim, su çarkı dönüyordu. Karpuzlar kanala ıslanmıştı.
Kitabı bir kenara koyduk. Bana Fransızcanın alfabesini öğretti. Ben Türkçenin dilbilgisini de bilmiyormuşum. Şimdiki zaman, dili geçmiş zaman, zamir, ben, sen, o, biz, siz onlar. Tekil, çoğul, erkek, kadın, evli, bekar. Hepsinin ayrı konumu varmış. Kah evde, kah bağ arasında, köşkte bir iki ay derse çalıştırdı. Yaz elması, armut, gök üzüm köşkün yanında şırıl şırıl akan çeşme.
İki ay boyunca, Fransızcanın yanında Türkçe dilbilgisini de öğrendim. Sohbetler ile ufkum genişledi. Gün geldi Beyrut’ta okuduğu kolejden, gün geldi Atatürk ile anılarından anlattı. Babası Hacı Mehmet Paşanın Tahtacılar ile dostluğunu öğendim. He şeyden öte, 14-15 yaşlarında değer verilmeyi öğrendim. Yıllar sonra, bağ arasına baktıkça o günleri tekrar yaşar gibi oluyorum. Sanırım bildiklerimi paylaşmayı Sadık Taşucu’ndan öğrendim. Ruhu şad olsun. Aydınlık içinde olsun.
Eylülde sınava girdim. Matematikten 7, Fransızcadan 10 aldım. Sınava girince Fransızca olarak,
“Ben dersime çalıştık. Sorularınızı cevaplamaya hazırım.” dedim.
Fransızca öğretmeni Kemal Taşkıran:
“Seni kim derse çalıştırdı?”
“Sadık Taşucu” dedim.
“Tüm zamanları biliyorsun. Çık dışarı” dedi. Sonra öğrendim ki, on almışım. Liseyi bitirinceye kadar, o alt yapı ile Fransızcadan en iyi öğrenci oldum. İlyas Yalçın, Mualla Yazar, Kemal Taşkıran öğretmenlerim oldu. 9-10 almaya devam ettim.
Yaz gelince öğrencilere sınav geçmesine kurs verdim. Kiminin parasını, kiminin ise duasını aldım. Bir gün gece 24’e yaklaşırken, Fransızca öğretmenim Kemal Taşkıran’ın kapısını çaldım. Beni kabul etti. Aklıma takılan bir konu vardı. Sordum. O da bilemedi. Bir gün sonra derste,
“Bu Celal var ya, gecenin bir yarısında kapımı çaldı. Bir soru sordu. Ben de bilemedim. Bu hafta sonu Mut’a gideceğim. Celal Taşkıran Ağabeyimden öğrenip geleceğim, sizler ile paylaşacağım.”
Fransızca öğretmenimiz Kemal Taşkıran, beden eğitimi öğretmenliği sırasında sakatlanmış, fark dersleri vererek Fransızca öğretmeni olmuştu. Celal Taşkıran ise iyi bir Fransızca öğretmeni idi. Sık sık Mut’a gidiyor, babasının değirmeninde onun ile eksiklerini tamamlıyordu.
Hafta başında derse geldiğinde, sorduğum sorunun yanıtını öğrenmişti, bana ve arkadaşlarıma açıkladı. Daha sonra Celal Taşkıran Fransa’ya gitti. Döndüğünde Silifke’de Turizm Müdürü olarak katkı sundu. Fransızca ve Türkçe dil yapıları ile ilgili kitaplar yazdı. Silifke ve yöresi ile ilgili broşür ve kitaplar hazırladı.
Kemal Taşkıran öğretmenimizden denemeleri (Montaigne, Sabahattin Eyüpoğlu vb.) Behçet Kemal Çağlar, Ceyhun Atıf Kansu, Nazım Hikmet gibi ozanların şiirlerini dinlemek ayrı bir zevkti.
Hakka yürüyen Kemal ve Celal Taşkıran öğretmenlerimiz ruhu şad olsun. Onları saygı ile anıyoruz.
Lise bitti. Ben Fransızcayı bıraktım, o da beni. Açık Öğretim sınavında Fransızcadan takıldım. Lisede sınavda kağıt değiştirdiğim, Ahmet Barut Fransızca öğretmeni olmuş. O da bana yardıma geldi. Ödeştik.
Ama Fansa, Paris, hala hayallerimde duruyor. Günün birinde gidersek, o Fransızca kitaplarında geçen Eyfel Kulesi, katedraller, kiliseler, köprüler, Versage (Versay) Sarayını görürsek, sizler ile mutlaka paylaşacağım.
FRANSIZCA DEYİNCE AKLIMA EYFEL KULESİ DÜŞÜYOR
0
Paylaş
