FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 15 Haziran 2021 105 Görüntüleme

Modernizm’in Gölgesinde Taşhan

Modernizmin doğası gereği ortaya çıkış amacı eski, geleneksel anlamdaki edebi, sanatsal, sosyal ve gündelik yaşamın dışında kalan, geçerliliğini yitirmiş olanın yerine şimdiki yani tamda yaşamın merkezinde olanın peşinde olmaktır. Gaye o ki geleneksel olanın reddi anlamına gelir. Topyekûn geçmişe ait olanların reddi ise biz insanoğlunu geçmişinden koparmak, köprüleri yıkıp atmak, benliği kaybetmek, görememek, hissedememek demektir.
Modernizme kafa tutarcasına ayakta kalmayı başaran, Mut’un merkezinde sayılabilecek bir konumda bulunan taşhan; ete kemiğe bürünerek hayat damarlarında akan kanın akışını adeta hızlandırmış ve modernizme yenik düşmemek için çaba sarf eden tarihi yapılardan biri. Yeni hayatına kapılarını açmadan önce cansız bedeninin üzerinde biraz durup düşünmek gibi bir fırsatım oldu. Köklü bir tarihe ev sahipliği yaptığı yıllarda han ve katırlık olarak iki bölümden oluşmaktaydı. Sonraki yıllarda bu görevlerini tamamlayan tarihin canlı şahidi sonraki yıllarda zanaatkarlar tarafından kullanılmış ve çeşitli meslek kolları olan demircilik, kalaycılık, semercilik ve lehimcilik gibi işlerde kullanılmıştır. Son 30 yıla kadar bu yapı kullanım amacı dışında kalmış atıl, terk edilmiş halde bırakılmış ancak Arslan ailesinin girişimleriyle büyükşehir belediyesi tarafından kadınlar pazarı olarak günümüzde faaliyet göstermeye başlamıştır. İkinci kez gidişim Mut’un Sesi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Mut’un fotoğraf sanatçılarından Mehmet Gürbüz’ün daveti ile gerçekleşti. Bu kez hayata kapılarını aralayan, yaşayan bir tarih olarak misafir etti bizleri. Daha kuzey kapısından adımımı atmışken sımsıcak kolları ile sarıp sarmaladı aklımı, düşüncelerimi ve hayallerimi. Ben elleri toprak kokan bir babanın, içi evlat hasretiyle yanıp tutuşan bir ananın evladıyım. Öyle ki kendi evimden içeriye girmişçesine mutluluk doldu içim ben geldim dercesine eve dönüş gibiydi ilk adımım. Her adımında başka bir dünya, başka bir coğrafya gibi. Kuzey kapısından girdiğinizde koca bir avlu karşılıyor sizleri sağınızda ve solunuzda küçük küçük odacıklar yer alıyor. Bu odaların bazıları kadın girişimciler tarafından çeşitli amaçlarla kullanılıyor. Geleneksel el sanatlarının sergilendiği, resim ve taş boyama gibi sanatsal işlerin yapıldığı küçük galeriler yer alıyor bu güzel mekânda. Ayrıca yöresel yemekleri de tadabileceğiniz bir yer de var. Güler yüzlü bir hanımefendi ile selamlaştık bizlere ikram ettiği o muhteşem çayı yudumlarken avlunun tam merkezinde yer alan çınar ağacının gölgesinde koyu bir sanat sohbeti başladı. Mehmet Gürbüz Bey taşhan’ın içinde bulunan odacıklarda faaliyet gösteren kadın girişimcilerden tek tek bahsederken han’ın güney kısmındaki noktayı işaret ederek müzik öğretmeni ve resim öğretmeni olarak görev yapan ancak sırf bu tarihi binanın açık kalabilmesi için çaba sarf eden hanımefendilerden bahsetti. Koyu sanat sohbeti bu değerli öğretmenlerimiz ile devam etti. Saatler süren bu sohbet bana hala modernizme karşı dik durabilenlerin varlığını hissettirdi ki bu benim için ayrı bir mutluluk. Yanlış anlaşılmasın diye söylemekte fayda var modernizmin toptan reddine karşı olan bir duruştur bu. Bu duruş modernizmi toptan reddettiğim manasına da gelmez ki yeni bir şey üretecek ya da tasarlayacak olsanız dahi geleneksel olanı kullanmak zorundasınız. Onu kullanmadan yeni bir şey üretemezsiniz. Örneğin yeniden tekerleği icat edemezsiniz ancak var olana yeni bir şey ekleyebilirsiniz.
İçinde huzur bulduğunuz yapıların yok olmasına müsaade etmek, kayıtsız kalmak yerine sahip çıkmak, o yapı ile bütünleşmek ruhunuza ve bedeninize çok iyi gelecek. Taşhan’ın içine girdiğinizde sizi çepeçevre sarmalayan dokusu bağımlılık yaratırcasına işliyor ruhunuza. Öyle bir yapı ki adımınızı atar atmaz dış dünyadan gelen hiçbir sese maruz kalmadan sadece o anı yaşatıyor size. Bu kültürel dokunun içinde bir tarihi canlandırıp hayat verenlere minnettar olmak gerekir. Yinelemek gerekir ki “güne sağır, düne dilsiz, yarasa çığlıklarıyla yol almaya çalışan toplumlar, öz benliğini görmezden gelip yabancılaşacaklar” ki benlik kaybedilince göremez duyamaz ve hissedemezsiniz sizi siz yapan değerleri.

Tema Tasarım | Osgaka.com