Nasıl kıydınız tarihe, kültüre, o kadar öğrencinin ve öğretmenin anılarına da, Mut’un ilk ilkokulu, o güzelim taş yapı Cumhuriyet İlkokulu’na, nasıl kıydınız da yerine bir beton yığını diktiniz?..
Mut Kültür Müzesi olması beklenirken, bu amaçla onarılmışken ve de bunun için yıllar önce toplantılar yapılıp kararlar alınmışken, nasıl olur da Kale içi Ortaokuluna İlçe Milli Eğitim taşınabilir, nasıl?.. Hiç mi kültüre, müzeye gereksinimi yok bu Mut’un?
+++
“Bir emekli olabilsem neler neler söyleyeceğim, neler neler yazacağım…”
“On beş milyon emekli var arkadaş bu memlekette!”
+++
Sakın ha kıymayın, sakın ha; Sertavul Yaylasındaki yüzlerce çam ağacının yüzlerce yıllık onlarca dedesine, ninesine?…
+++
Kızınızın erkek arkadaşının olması onun en doğal hakkı mı, yoksa sizin “namusunuz” mu?
+++
Çocuklarına, “O bilmiyordu o zaman, ama anneniz benim ortaokuldaki aşkımdı” diyemedim hiç. Sanki kendisine diyebildim de!..
+++
Yaylada taa karşıdasın, çıkmışsın evinizin önüne, ardıcın dibine, duyguların yel yel benden yana, bu en uzak en yakın…
+++
İki genç öldürüldü insanlığın önünde, tekel büfesinde, ağaçlar kesildi Akbelen’de; coplandı kelepçelendi sevgiler dayanışmalar, çocuklarda beyin küçülmesi besinsizlikten…
Alnımızda “insan” yazıyor!..
+++
Belleğim su alıyor artık yavaş yavaş
Ama yine de çarşıları gezip gezip evimizi bulabiliyorum akşam olunca
Alkışlıyorum kendimi.
+++
Ne duruyor ki ben duracakmışım
Zaman duruyor mu
Zulüm duruyor mu
Gün güneş duruyor mu
“Dur” deme bana.
ÖYKÜMÜZE GERİ DÖNERSEK
0
Paylaş
