Arkası alınan sincaplar düşer yeniden Pers Yoluna. Yaklaşık yüz elli metre civarı bir ilerlemeden sonra kuzeybatı yönden gelen Kocayar geçilir. Tam buranın olduğu yerde büyük büzler yatırılarak oluşturulmuş bir köprü var burada. 2000 li yıllara kadar burada köprü yoktu. Kocayar, yatay bir genişleme yapar, su da yataylaşır, ayaklar su görmeden Hanyıkığı yönünde geçilirdi. Kocayar geçilmeden yar suyu seviyesinin yarım metre kadar yükseğinden bir pınar kaynardı batı yönde. Tahtacı Pınarı.
1935 yılı civarında Kavaközü Köyü’nün Karanlık Koyak bölgesinde orman işletmesi çam ağacı kesimi yaptırmış. O yıllar Kavaközü için köylülerin orman işlerinde çalışmadığı yıllar. Dolayısı ile orman kesim işlerini, bu işin uzmanları olan, Tahtacı denilen insanlar yaparmış. Yeterince kalabalık olarak, ailece, çoluk çocuk, kadın erkek kesim alanı çevresinde çadır kurarak yerleşen Tahtacılar, işleri bitinceye kadar burada yaşarlarmış. Karanlık Koyak da kesim yapacak Tahtacılar, Tahtacı Pınarı adı verilen yere yerleşmişler. Su kaynağı olması için pınarın olduğu yeri biraz kazarak, pınar oluşturmuşlar. Burada kesim yapan Tahtacılar, Pers Yolu’nun Mut şehrinde Kumaçukuru köyünde yaşarlarmış. Şimdiler de bu köy çok yoğun yaşanan bir susuzluk nedeniyle tamamen boşalmış durumda olup, Mut’un Yazalanı mahallesinde yerleşmiş durumdadırlar. Bu kesim hikâyesini kesim yapanların devamı olan, o zamanlarda henüz genç ve çocuk olan soylarından, Yazalanı mahallesinde öğrenmiştim. Aynı konuda benzer anlatımları daha sonra, babamdan da dinlemiştim. O günlerde atalarının kestiği ağaçların odunlarını Dedem Kavaközülü Molla Kiya Ahmet İnce alırmış. Yazalanı mahallesinde doğal tarım alanlarından topladıkları gevil bitkisinin adı da gevil olan tohumlarını ben alıyordum. O günlerin hatırına, oralarda yaşamış olan o günlerin çocukları, yeni yetme delikanlıları olan, gevil zamanı büyükleri, büyük bir yadedişle anlatırlardı. Bazen kendi kendime sorarım. İnsana özgü en kötü ve en iyi özellik nedir diye. Kendi kendime cevaplarım; vefasız olmak ve vefalı olmak diye. Anlattığım Tahtacılar, vefalı olanlardan yani insan olanlardandır. Ünlü ozanımız Musa Eroğlu bu tahtacılardandır. Vefalıdır Pers Yolu insanları. Henüz kimlikler yereldir. Kendi kabuklarında kavrulma deriz ya öyle. Hesap kitaplı olmayı bilmezler. Bu yönleri de dâhil bilinilmesi, etkileşimde olunulması gereken insanlardır. Pers Yolu yürünmeli, yaşanmalı, ona dokunulmalıdır.
Pers Yolu yüksek dağları aşar. Bütün bir Pers Yolu’nun yüksek dağlardan geçtiği gibi Kavaközü köyü de yüksek dağların üzerinde kuruludur. Dağların arasındaki vadilerde de tarım yapılır. Hemen her vadinin başlama yerinde su kaynakları vardır. Hem güçlü hem de birkaç adet olmak üzere. Vadilerin bitimiyle oluşan ve Öz denilen geniş düzlüklerin hemen hemen her birinin ortasından geçen su kaynakları buralardaki tarım alanlarını sular. Sular, ölçüsüz ve arazinin istememesine rağmen sulama işlerinin sıkı yapılmasından dolayı, tarım alanları ötekleşir. Ötekleşmek, suyun, neredeyse toprak yüzeyine kadar toprak içinde yükselmesi demektir. Bu durumdan dolayı vadilerde ve özellikle Öz denilen yerlerde zemini yarım metre kadar kazsan su çıkar. Tarımda verimi düşüren bu olumsuz durumu gidermek için yirme denilen, derinliği bir buçuk metre civarında, genişliği yarım metre civarında olan derin su kanallarını, bel ve kürek denilen iş edevatlarıyla kol gücüyle yaparlar. Bu işe, yirmeyirme denir. Yirmeler arazilerin fazla suyunu çekerler. Böylelikle toprak tarıma daha uygun hale gelir. İhtiyaç halinde arazilerde birkaç adet yapılan yirmelerin içi daha sonra, kafa tabir edilen civarda irilikte taşlarla doldurulup, içinden çıkan toprak üzerine serilir ve üzerinde tarım yapmaya devam edilir. Bu doldurma işi yirmelerin ötekliği gidermesine engel değildir. Anlatı şekilde bu satırların yazarı benim de yeni yetme delikanlılık günlerimde yirme yirmişliğim vardır.
Bugün Tahtacı Pınarı yok. Büzden köprü yapılan yerde köprünün altıyla Pers yolu boyunca doğu yönde uzanan arazileri Kocayar sularıyla sulamak için, Kocayar, böğenmiş. Böğeme; basit malzemeler kullanarak suyun önünü kapatmak demektir. Bir çeşit baraj yapma anlamı da içeren böğeme de amaç suyu tutma, yükseltme, daha yüksek kodlara taşımaktır. Böğenen Kocayar suları da yükselmiş. Su yatağı ile sulanacak araziler arasında kod farkı var, ondan. Böğentinin olduğu yerde yapılmış basit bir böğetle 2000 yıllarına kadar bugün sulanan araziler sulanıyordu. Böğet yüksek olmadığı için çevrede ötek de oluşmuyordu. Ne zamanki bilinçsiz şekilde buradaki yollar, yola dökülen malzemelerden sonra yol yükseldi, basit böğetten su çıkmaz oldu. Böğeti yükselttiler. Yükselen böğet, Tahtacı Pınarını yuttu.
27 Ocak 2026. Devam edecek.
PERS YOLU’NDA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 34
0
Paylaş
