Dışarıdan bakıldığında tüm yapının taşla örülü olduğu görünen bu caminin dam olarak düzenlenen çatı düzlüğünde ise tek ve küçük ölçekli olsa da yine de bir yumçat (kubbe) vardır. Güney, batı ve girişin sağlandığı kuzey yüzünde ikişer göz tereze (pencere) bırakılan bu caminin diğer yüzlerinden ayrı olarak yalnız doğu yüzünde tek bir tereze vardır, ancak bu yüzde ikinci tereze bırakılması gereken yerde bu kez bir kapı yer alır. Kuzey yüzde ana girişi veren cami kapısı ile doğu yüzde yandan giriş sağlayan kapı ile birlikte bu cami iki girişli olarak düzenlenmiştir. Burada bu iki kapının da içeride yalnızca erkeklerin namaz kılabileceği yere çıkıyor olmasının nedeni günümüz düşünseli ile doğrudan açıklanamaz. Ancak giriş yüzü ve yan yüzde olmak üzere toplam iki kapı ile ilk ve tek katta erkekler bölümüne giriş veren tek cami burası değildir. Yaşıtları olan Taşucu Haliliye Camisi, tıpkı Sökün Camisi gibi içeriye doğu yüzden ikinci girişi ikinci kapı ile verirken, Silifke kent içinde Reşadiye Camisi bu girişi bu kez sağdan kuzey batı yüzden verir. Günümüze ulaşan bu eski camilerin sağ yada sol yüzünde yer alan ikinci kapıların kapalı tutulduğunu, ve yine günümüz düşünseli ile bu ikinci kapıların kendi döneminde ne amaçla yapılıp ne için kullanıldıklarını çözümleyemediğimizi belirtmiş olalım. Yine caminin gerek iç gerek dış yüzünden bakıldığında görüleceği üzere, kuzey yüzü dışında kalan üç yüzünde de dam altına denk gelen yerlerde birerden toplam üç yuvarlak oyuk içinde tereze yeri bırakılmıştır. Bu küçük ve yuvarlak tereze yapı geleneğini yine Taşucu Haliliye Camisi’nde görebilmekteyiz. O dönem taş yapılarında sıkça bulunan ve dam suyu akarını yapının dış durasına değdirmeden yüksekten yer düzeyine düşürüp akıtmaya yarayan su oluğu saçakları vardır. Bu su oluğu saçaklara tanık olduğumuz Kilis yöresinde çörten deliği adı verilir. Çörten ise Ermenice çur + ortan / su + oluk sözcüklerinin birleşiminden Türkçe’ye evrilimiyle gelmiştir. Ancak bu sözcüğün Silifke yöresinde kullanıp görüp görmediğini de bilememekteyiz. Yine Kilis dolayında bu su saçaklarına demir zincir bağlanıp yere değene değin sarkıtıldığını da biliyoruz. Bunun nedeniyse damdan akan suyun zincir üzerinde ona tutunurcasına akarak çevreye uçuşmadan yere inişini sağlamaktır. Bu yapı uygulamasının Sökün Camisi’nde kullanılıp kullanılmadığını, günümüze zincir izi kalmamasından dolayı bilemiyoruz.
Yukarıda Silifke Reşadiye Camisi için anlatım yaparken orada sağ yüzü kuzey batı olarak adlandırıp değerlendirmemizin nedeni, Kıble yönünün kaymış olmasıdır. Silifke içinde yer alan Alaaddin ve Reşadiye Camileri ile birlikte Taşucu Haliliye Camisi’nde de görünen bu kıble yönü kayması, ilginç olarak Sökün Camisi’nde görünmez. Bu özelliği ile Sökün Camisi’nin yapımında çalışan usta ellerin ölçümlerini yanılgısız olarak yaptıklarını söyleyebiliriz. Yine ilginizi çekecek başka bir ölçüyü verecek olursak, Sökün Camisi’nin İslam yönelişinde ilk kıble olan Filistin’in Kudüs kenti içinde kalan Mescid-i Aksa / Al-Aqsa Camisi’ne uzaklığını kuş uçuşu 520 km, Mekke kenti içinde yer alan kesin ve son kıble konumu Kabe’ye ise kuş uçuşu 1754 km uzaklıkta olduğunu ölçtüğümüzü de belirtmiş olalım.
DEVAM EDECEK…
SÖKÜN CAMİSİ / 2
0
Paylaş
