FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 8 Mart 2022 77 Görüntüleme

YÖRÜK KÜLTÜRÜNDE MOR CEPKEN

Eski yörük kültüründe Mor Cepken töresinden bahsedilir. Cepken Ege efelerinin giydiği, kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysidir. Efe deyince erkek anlaşılmasın kadından da efe olur. Efelik yürek işidir, derler.
Yörük kızları sevdikleri ile evlenir, başlık parası olmazmış. Çeyizine konulan ilk ürün de mor cepken olurmuş ama hiç kullanmasın istenirmiş.
Evli yörük kadınlarının hakları, Mor Cepken töresi ile korunurmuş. Kadın ihanete uğrarsa, kötü muamele görürse çeyizindeki mor cepkeni giyip obanın görünür yerine otururmuş. Bunun anlamı “Ben ihanete uğradım, eşim bana haksızlık ediyor ya da kötü davranıyor.” demekmiş. Bunu gören obanın bilge kadınları Mor cepkenli kadının yanında olurlarmış. Erkek karısını ikna etmeye çalışır eğer ki ikna edemezse kimse ona kız vermez, insan içine çıkamazmış. Toplum tarafından dışlanır, ömrü boyunca evlenemezmiş.
O nedenle Mor cepken yörük kadınlarının haklarını koruyan bir töredir, özgürlüğünün tapusudur. Binlerce yıldır süre gelir. “Mor çatı”da buradan gelir. Artık koca ne gerekirse yapacak, ne isterse verecek, gönlünü alarak Mor cepkeni çıkartmaya razı edecektir.
Günümüz dünyasında kadına şiddet bu kadar artmışken, atalardan kalan, kadının en önemli özgürlük simgesi olan Mor cepkene sahip çıkamamak çok elem vericidir. Benim gibi yeni öğrenenler için de hayret verici, diğer taraftan köklerimin derin bilgelik izlerini taşıyor olması gurur vericidir. Ne yazık ki öz kültürümüz, sayısız nedenlerden dolayı dejenere olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ise kadının değersizleştirilmesinde gelinen son noktadır.
Erkeğin egemen olduğu, kendini kadından üstün ya da efendi görmesinin temelleri o kadar da sağlam değildir. Yörüklerin kültürel kodlarında, kadına şiddet, aşağılama ya da yok sayma gibi anlayışlar yoktur. İslamiyetten önceki Türk toplumlarında da kadının yeri daima erkeğinin yanında olmuştur. Türklerin İslamı kabulünden sonra İran ve Arap kültürünün etkisiyle kadının toplumdaki önemi giderek azalmıştır.
Ataerkil düzende sofrada yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlarımızın eşit,özgür ve adil bir yaşamda var olabilmesi için öz kültürümüzün tekrar hatırlanması ve bugünümüze uyarlanması gerekir. Kazanılan hakların korunması ve yasalar kadın erkek eşitliğini ön plana çıkaracak şekilde kağıt üzerinde değil fiili olarak hayata geçmelidir.
1934’te Ulu önder Atatürk’ün sayesinde elde ettiğimiz seçme ve seçilme hakkını kazanmanın üzerinden yıllar geçmiştir. Bir çok ülkenin kadınına verilmeyen haklar biz Türk kadınlarına verilmiştir. Gücümüzü Atamızdan alarak, geçmişin kadını yücelten değerlerine sahip çıkarak mücadeleye devam etmeliyiz.
Unutulmuş ve unutturulmuş Mor Cepkenin hakettiği değeri bulması dileğiyle…
Bütün kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınları Anma Günü’nü bütün kalbimle kutluyorum.
Sevgiyle ve aşkla.

Tema Tasarım | Osgaka.com