Asya’da kadının yeri başka idi. Uygar toplumlarda kadın hep baş tacı oldu. At üstünde, otağda, tarlada, onu hep başta gördük. Göbekli Tepe, Sümer, Eti, Dede Korkut yazıtlarında o hep yerini aldı.
Ne zaman dinler ortaya çıktı. Dinleri elinde tutan erkek toplum anlayışı, kadını öteki yapıverdi. Çöl bedevileri onu diri diri toprağa gömdüler. Köle oldu satıldılar.
Zaman oldu alevi erkanları ortaya çıktı. Kırklar meclisinde 17 kemer best oldu. Cemlerde ANA oldu, EBE oldu. Başköşeye oturdu. Ama çölde inanç kuralları koyanlar, onu bel altında oyuncak olarak gördüler. İbadet yerlerine sokmadılar. Gün oldu mezarlığa sokmadılar.
Nerde bir yobaz gördük, orada kadının yer yoktu. Ne olduysa, dinlerin yobaz yorumu ile kadınla yok sayıldı. Özellikle çalışan kadınlar, eksik etek tanımlaması ile yarım yevmiye ile çalıştılar.
Avrupa’da, dünya da kadınlar Dede Korkut’un Kadını örnek aldılar. Gün oldu Zeynep, gün oldu Fatma’yı, Meryem Ana’yı örnek aldılar. Mücadele ışığı ile eşit yurttaş hakkını söke söke aldılar.
Şaman kültürü ile yaşam bulan Anadolu kadını, Kurtuluş Savaşında sırtında mermi taşıdı. Top mermisini kağnıya yükledi dağdan taştan aşırdı. Gün oldu, ölen ineğin yerine kendini koştu, yürüdü düşman üstüne.
Gün oldu Cumhuriyet ile tanışan ülkede, kadınların seçme, seçilme hakları verildi. Medeni Kanun ile eşit yurttaş oldu. Ailede yerini aldı. Ama yobazlar yok mu, yobazlar. Hiç içine sindiremediler. Sinsi sinsi erkeği aile reisi yaptılar. Tarlada, bahçede onlara yarım yevmiye verdiler.
Yasalar vardı. Ama ülkede körü körüne inanan bir toplum. Cumhuriyet öncesi şeriat kanunları ile kendilerini birinci sınıf gören erkek takımı bu haklardan rahatsız oldular. Hümanist düşüncede kadın eşit toplum bireyi kabul edilirken, şeriat toplumu bunu kabul etmedi.
Kadının kazanımlarını yok etmeye karar vermişlerdi. Kadının yaşaması için dünya ülkeleri İstanbul’da bir araya geldi. İstanbul Sözleşmesini kabul ettiler. Ülkemiz bu etkinliğe ev sahipliği yaptığı için Avrupa’da elit ülke oldu. Avrupa Birliği fonları akmaya başladı.
Ama ortaçağın karanlık tarikatları rahatsız oldular. Baskılar, kaskılar bir gece vakti. Sözleşme iptal edildi. Hem de meclisin onayladığı karar, bir imza ile kaldırıldı.
Ülkede eşi, sevgilisi tarafından katledilen kadınlar. Takım elbise, bir de kravat takan erkekler, ceza yasanının en alt maddesinden ceza aldılar.
Dövülen, öldürülen kadın suçlu sayıldı. Her gün bir kadın vahşice öldürülüyor.
Bir yasa işitiyoruz. Kadına dokunan ellere, Ceza Muhakemeler Kanununda ceza indirimi ortadan kaldırılmalı. Kadının beyanı esas alınmalı.
Cennet kadınlarının ayaklarının altında diyen Peygamberimiz Muhammet Mustafa’nın sözüne bakıp, bir kez de kadını eşitiniz görün.
Yoksa öbür dünyada cayır cayır yanacaksınız. Hani o cennette var olduğuna inandığınız huriler yok mu, onlar da orada örgütlenirse, işiniz zor. Gelin bu dünyada kadını eşit görün. Ücrette, yaşam alanında eşit görün.
Anayasa bir tek madde değişikliği yeter: “Eşit yurttaşlık hakkı.”
Diğer yasalar buna uyum sağlar. Ne olur, aile reisi hanesinde, “kadın, erkek birlikte yönetir” olur.
Tarlada, bahçede çalışarak çocuklarını okutan annem Döndü Usta, Döndü Çavuş; işte kadınlarımız, çilek toplayan, domates biber eken, ormanda eşiti ile birlikte çam kütüğünü koltuğunun altına alıp taşıyan Tahtacı Kadını, kol astar, bıçkı onun elinde anlam bulur.
Cenneti burada yaşatmak için gelin, kadın, erkek el ele verin. Yobazlığı yıkın gitsin. Yobaz olunca laik düzen olmaz. Yobaz olunca kadının yeri olmaz. Gelin kadınlar ümmeti yıkıp, eşitlik düzeni kuralım.
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’nü bu anlamda kutluyorum. Selam olsun başkaldıran kadınlara. Mor Cepkenli Kadınlar selam olsun sizlere…
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
0
Paylaş
