Tırmanış bitmeye yakın bir su kanalı üzerine yapılmış köprüyü geçip düze çıkacaksın. Buradan yüz – yüz elli metre arası solda doğu yönde göreceksin. Kocaçam kendini belli eder sana. Ben Kocaçam der.”
Çok geçmeden fotoğraf geldi. Ne var ki yoldan alınmış. Beklentim, bizzat Kocaçam’ın yanına varması ululuğuna yaşına saygıyla dokunması, koruma bilinci oluşturmak adına bir bez bağlamasıydı. Olmadı ve niye olmadığını artık konu etmeyeceğim. Diğer yandan belirtmek isterim ki Pers Yolu’nun alt yapısının henüz oluşturulmuş olmamasının da istediklerimin olmamasında önemli bir rolünün olduğunu söylemem gerekir. Bu anlamda alt yapının en kısa zamanda tam anlamında giderilmesi Türkiye’nin en bilinen iki yolundan biri olan Pers Yolu’nun ivedi işidir. Diğer bir söylemek istediğimse kültür yolunun/ yollarının yola hakim bir rehber eşliğinde yürünmesi gerektiğidir. Bu arada Axel’in gönderdiği fotoğraflar çok güzel olmuş. Medya paylaşımlarımda kullanıyorum. Teşekkür ederim kendisine.
Takip eden görüşmemiz Sibilia önündeki düzlükte oldu Axel’le. Barbarossa’nın amcası komutasında katıldığı II. Haçlı Seferi’nden sonra komutanı olarak bulunduğu Üçüncü Haçlı Seferi’nin yazmanı Ansbert’e göre burası Sibilia önlerinde haçlı ordusu için Pazar kurulan yer. Bölgenin hakimi Sibilia hakimi Ermeni prensi ordunun ihtiyaçlarını Barbarossa’nın talebiyle burada kurduğu pazardan karşılatmış. Sibilia’nın batısında daha çok da güneyindeki sulak ve çayır alanlarda ordunun kampı kurulmuş. İki gün burada kalınarak ordu dinlenmiş hayvanlar beslenmiş. Bugün tamamı tarım alanı olan yerlerden yazman göl diye bahseder ve burası üzerine yazılmış en eski ve görgüye dayanan bilgilere atıfla yapılan araştırmalarda Sibilia ve eteklerindeki çayırlık alan benim dışımda tespit edilememiş durumdadır. Konunun ilk araştıranı Ramsay özellikle üzerinde durmadığı Sibilia ve çayırlıklarına dair oldukça isabetli bilgiler vermiş olsada takip araştırmacılar Ansbert ve Ramsay’ın bıraktığı bilgilerden yararlanamamış görünmekteler. Konu üzerine Pers Yolu çalışmalarım kapsamında ben de eğilmiş durumdayım. Anadolu’nun tarihi coğrafyasının mimarı Ramsay Sibilia ve yukarıda konu ettiğimiz Yağlı yerleşiminin antik dönemi olan Punura’ya Anadolu’nun antik kayıp kentleridir. Bu yanıyla da çok özel olan ve Pers Yolu’nu besleyecek çok önemli antik kentler üzerinde çalışmalarım on yıl kadar sürmüştür. Geldiğim yer itibarıyla Sibilia’nın Kavaközü’nün Tülütepe’si Punura’nın Kavaközü’nün Yağlı Yaylası olduğu o kadar ortada ki bu tespitin onca akademisyen tarafından niye yapılamadığına şaşmamam elimde değil. Bu konu ile ilgili bir de akademik çalışmam olmuş ve akademiye teslim edilmiştir. Yaşadığım değerlendirme sürecinin gelişimi de Sibilia ve Punura’nın ve dahi III. Haçlı seferinde ordunun VII Haziran günü Claudıopolis yakınlarındaki bir göl kenarında kamp kurduğu iki gün dinlendiği yerin de niye belirlenemediği süreci aratmadı. Öte yandan yaşadığım süreç akademiyi az çok tanımamı da sağlamadı değil. Bu arada akademik çalışmam devam etmekte olup umarım süreç tamamlanacak, defakto tarafımca keşfi tamamlanmış Sibilia ve Punura’nın keşfinin yapılmış olduğu akademik dünyaca da kabul edilecek ve iki kayıp kent literatür de kayıp olmaktan çıkacak. Tam yeri gelmişken ki kente dair yaptığım bir başka çalışmadan da bahsetmek isterim. Oda şudur: Sanırım beş yıl kadar önceydi. Araştırmalarımı tamamlayınca arkeolojik olarak antik kentlerin çalışma alanı içerisinde yer aldığı Silifke müzesini aramıştım. Konuyu özetleyip gelmelerini birlikte sahayı görmelerini uygun bulurlarsa koruma altına alınması yönünde işlem yapmalarını talep etmiştim. Bir arkeolog ile konuşmuştum ama ismi şimdi hatırlamıyorum. Cevap; “Siz Silifke’ye gelin bizi ikna edin gidip bakalım.” içerikli olmuştu. Gitmedim tabi. Onlar da beni aramadılar.
Axel, saat beş civarı Kaşın Başı’ndaydı. Kaşın Başı bir yer adı olup Kömürcü yönünden geldiğimizde Kavaközü köyünün Şırlavık’dan itibaren oluşan deresinin otururken göründüğü yerdir. Kavaközülüler gün boyu çalışıp dönerlerken Kömürcü’den yorgun argın evlerine, Kaşın Başı’na rahatlıkla bulabilecekleri bir taşın başına oturup şöyle bir seyrederler köylerini. Soluklanıp kısa bir süre için dinlenirler.
Devam edecek. 20 Mayıs 2026.
PERS YOLU’NDA BİR FRANSIZ – 8
0
Paylaş
