FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem 1 Haziran 2021 111 Görüntüleme

Kendime Gidiyorum Kitabımın Söyleşi ve İmza Günündeki Konuşmam

Saygıdeğer konuklar, sevgili arkadaşlarım!..
Hepinize hoş geldiniz diyorum, ayağınıza yüreğinize sağlık, çok teşekkür ediyorum…
Mut içinden gelenlerin dışında, Mut dışından gelenler de var. Onun için, Mut içinden gelenlerin hoşgörüsüne sığınarak, Mut dışından gelenlere bir fazla teşekkür etmek istiyorum. Ankara’dan Mehmet Yılmaz, Viyana’dan İbrahim Arı, Gülnar’dan Eyüp Uysal, Köprübaşı Köyünden Hüseyin Cılız, Müslüm Taş, Çiftçiler Köyünden Mehmet Çiftçioğlu… Bu arkadaşlarıma bir fazla teşekkür ediyorum.
Sevgili arkadaşlarım…
Taşhan bugün önemli bir gününü yaşıyor. Bir yanda Mehmet Gürbüz’ün fotoğraf sergisi, bir yanda benim son çıkan kitabımın söyleşi ve imza günü.
Mehmet Gürbüz yıllardır bizim Mut Çıtlık Doğa Grubunda birlikte yürüdüğümüz bir arkadaşımız. O ilk yürüyüşlerde Mehmet hep en arkada kalır, elinde andurduran, o güzelim anları yakalamaya çalışırdı. Ama biz yürüyüşçüler, “Yürüyüşün düzenini bozuyorsun” diye ona içten içe kızardık hep. O ise bir ikilem içindeydi; birisi doğadaki o güzellikleri yakalamaktı, birisi de yürüyüşçülere ayak uydurmaktı. Çektiği o fotoğrafları bizlerle paylaştıkça biz onu anlamaya çalıştık, giderek anladık da. O fotoğraflarla Mut’un doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel değerlerini bütün Türkiye’ye, bütün dünyaya tanıttı. İşte burada da o fotoğraflardan bir seçkiyle karşımızda. Kendisini kutluyorum, daha nice sergilerde görürüz onu.
Sevgili arkadaşlarım…
İnsan için ekmek ve su ne kadar önemliyse, kültür sanat da öyledir. İşte bunun için Mustafa Kemal Atatürk sanatsızlığı, damarlarından birisi kopmuş bir insana benzetmiş, “Kültür bizim temelimizdir” demiştir.
Kültür dedim de, sevgili arkadaşlarım sesim geliyor mu? Salgın nedeniyle bugün biraz böyleyiz. Sabah yürüyüşlerimi Meydan mahallesindeki Sevgi Parkında yapıyorum ben. Orada spor aygıtları, onların yanında da iki tane oturak var. İki gün önce o oturakların birisinin çevresi, aman aman, çekirdek kabuklarıyla, boş içecek şişeleriyle, bardaklarla, poşetlerle dolu! İnsanım diyenin utanacağı bir görüntü! Usuma o anda ne geldi biliyor musunuz? Bunu yapanların evleri de, anne babaları da böyledir, öğretmenleri, okulları, eğitim sistemleri de böyledir, tepeden tırnağa tüm yöneticileri de böyledir, toplum olarak hepimiz böyleyizdir.
Sevgili arkadaşlarım…
Ben hiçbir zaman kendime “Ben yazarım” demedim daha. Yazmaya çalışan birisiyim dedim hep. Ama yazarlarla kadınları birbirine çok benzetirim. Kadınlar çocuk doğurur, kitap yazmak doğumsa, yazarlar da kitap doğurur. Bu benzerlikleri kadar bir de benzemezlikleri vardır ama. O da şudur: Kadınlar çocuklarına en çok emeği çocukları doğduktan sonra harcarlar. Yedi ay karınlarında taşısalar da, ölünceye kadar onlara emek ve zaman ayırırlar. Yazarlarsa bunun tersine, kitaplarına en çok emeği ve zamanı kitapları çıkmadan önce harcarlar.
Sevgili arkadaşlarım…
Gidenlere değil, kalanlara sesleniyorum! Mut’un bir avuç güzel insanları!..
İşte benim yeni kitabım, Klaros Yayınlarından çıktı. 12. kitabım. Ben bazen yanılıyorum, 12 sayısı doğru mu İbrahim Arı? Bundan önceki bütün kitaplarım Göksu’nun normal akışı gibiydi, ama bu Göksu’nun tersine akışı gibi.
İnsanın kendisine yolculuğu öyle kolay bir iş değildir. Bir kenti, bir köyü kolayca gezebilirsiniz. Ya kendinizi?.. Kendisini gezerken insan, ilk başta yansız olacak, kendinden yana olmayacak, kendisini gezecek ama kendisini övmeyecek, kendisini incitmeyecek. Kendimi gezerken kendimi bir müze olarak gördüm hep, insanlık müzesinin bir parçası, bir insan müzesi. Aslında hepimiz birer müzeyiz. Kendimi bir destan olarak gördüm, insanlık destanında bir insan destanı. Aslında hepimiz birer insan destanıyız.
Bu kitabı okurken sizlerden bir isteğim var arkadaşlarım. Denizin sığ sularına takılıp kalmayın, biraz dana derinliklere ve maviliklere açılın ki, denizin tadını çıkarasınız. Yani önyargılı olmayın, küçük düşüncelerle boğulup kalmayın, büyük düşüncelerle uğraşın.
Umutsuzluk yok sevgili arkadaşlarım. Ne demiş atalarımız; bir elin nesi var iki elin sesi var, birlikle çok güzel şeyler başaracağız. Yurdumuzu karanlıklardan çıkarmak hepimizin boynunun borcu! Hepinize çok teşekkür ediyorum!..

İlginizi çekebilir

Kitap: Uzayda Piknik

Kitap: Uzayda Piknik

Tema Tasarım | Osgaka.com